Ana Sayfa  |  Hakkımızda  |  Hizmetlerimiz  |  Arşiv  |  Bulut  |  Bülten  |  Reklam ?  |  İletişim                 
 Girişim Haber
İnovasyon Kültürünü Köklü Bir Şekilde Yerleştirmeliyiz!

Uluslararası Bilim ve Teknoloji Konferansı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin ilk etapta dünya çapında tanınan en az 10 küresel markaya sahip olması gerektiğini vurgulayarak, “Dünyanın en iyi üniversitelerine, en başarılı bilim insanlarına, en yenilikçi şirketlerine, en üretken araştırma-geliştirme merkezlerine sahip olmadan bunu sağlayamayız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yeni Türkiye Stratejik Araştırmalar Merkezi tarafından düzenlenen Uluslararası Bilim ve Teknoloji Konferansı’na katıldı. Ankara Sheraton Otel’de düzenlenen konferansta Cumhurbaşkanı Erdoğan bir konuşma yaptı.

“Türkiye'nin Son 14 Yılda Ortaya Koyduğu Sıçramada, Bilim ve Teknoloji Yatırımlarının Önemli Payı Var”

Konferansın çerçevesini oluşturan bilim, teknoloji, sanayi, ekonomi, inovasyon, araştırma-geliştirme (AR-GE), nanoteknoloji ve enerji gibi alanların kendileri için de stratejik bir öneme sahip olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi yönetme sorumluluğu üstlendikleri 2003 yılından bu yana bilim ve teknoloji konusunu öncelikleri arasında ilk sıraya yerleştirdiklerini ifade etti.

Başbakanlığı döneminde, Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu’nun ihmal edilen toplantılarının, yılda iki defa yapılmasını sağladıklarını ve tamamına bizzat katıldığını, pek çok bilim ve teknoloji projesini şahsen himayesine alarak hızlı bir şekilde yürütülmesini sağladığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bilim adamlarımızı, mühendislerimizi, teknisyenlerimizi, bu alanda çalışan girişimcilerimizi her fırsatta teşvik ettim, yanlarında bulundum. TÜBA ve TÜBİTAK gibi bilim kuruluşlarımızın faaliyetlerini daima destekledim ve önlerini açmanın çabası içinde oldum. Bilim ve teknoloji çalışmalarının teşviki konusunda yapılan düzenlemeleri özellikle destekledim, kapsamlarının genişletilmesini temin ettim. Türkiye’nin, geçtiğimiz 14 yılda ortaya koyduğu büyük sıçramada, bilim ve teknoloji alanına yaptığımız bu yatırımların önemli payı olduğunu biliyorum” dedi.

“2023 İçin Kendimize Diğer Alanlarla Birlikte, Bilim ve Teknolojide de Çok Önemli Hedefler Belirledik”

İlme ve ilim erbabına çok büyük kıymet veren bir medeniyetin, bir kültürün mensupları olduğumuzu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: “Gerek atalarımızın, her biri Cumhurbaşkanlığı forsumuzda birer yıldız olarak temsil edilen çeşitli devletleri kurdukları Orta Asya’dan Hindistan’a kadar uzanan geniş coğrafyada, gerekse de Anadolu ve Balkan bölgesinde, döneminin en büyük bilim, kültür, sanat merkezlerine ev sahipliği yapmış bir milletiz. Bizim medeniyet tarihimizde, Ömer Hayyam’dan Farabi’ye, İbni Sina’dan El Cezeri’ye, İbni Haldun’dan Biruni’ye, Ali Kuşçu’dan Hezarfen Ahmet Çelebi’ye kadar farklı alanlarda dünya çapında isimler vardır. Maalesef, Batının bilim ve teknolojide çok büyük ilerlemeler kaydettiği bir dönemde, bilhassa son 200 yılda, biz farklı meselelerle uğraşmaktan bu alanları ihmal ettik. Eksikliklerimizin de, sorumluluklarımızın da farkındayız. Kendimizle birlikte 1,7 milyar nüfusa sahip İslam dünyasının, 300 milyonluk Türk dünyasının da umudu olduğumuzun bilincindeyiz. Bunun için, son devletimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü kuruluş yıl dönümü olan 2023 için kendimize, diğer alanlarla birlikte, bilim ve teknolojide de çok önemli hedefler belirledik.”

2002 yılında AR-GE harcamalarının millî gelir içindeki binde 5 düzeyinde olan payını, yüzde 1 seviyesine çıkardıklarını, 2023 yılına kadar bunu yüzde 3’e çıkarmayı planladıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, inovasyon kültürünü, kurumsal ve bireysel alanda köklü bir şekilde yerleştirme mecburiyetinde olunduğunu, Türkiye’nin ilk etapta, dünya çapında tanınan en az 10 küresel markaya sahip olması gerektiğini vurguladı.

“Dünyanın en iyi üniversitelerine, en başarılı bilim insanlarına, en yenilikçi şirketlerine, en üretken araştırma-geliştirme merkezlerine sahip olmadan bunu sağlayamayız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, önümüzdeki dönemde bilim ve teknoloji alanındaki çalışmaların yoğunlaştırılarak hedeflere ulaşılacağına inandığını dile getirdi.

Milli Gemi Projesi ve İnsansız Hava Aracı Üretimi

MİLGEM (Millî Gemi) projesi kapsamında Türkiye’nin kendi gemilerini ürettiğini; ancak sadece geminin tasarım ve inşasının dışında makinesinin üretilir hâle gelinmesi gerektiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları aktardı: “Artık Türkiye insansız hava aracını mühimmatlı olarak üretir hâle geldi, bunu başardık. Yani uluslararası camiadan, Amerika’dan bir insansız hava aracı istiyorsun, paranla alacaksın, Amerika’dan aldığımız cevap, ‘Kongreden geçmedi.’ Hep bununla karşılaştık, bu bir değil, iki değil. Biz stratejik ortak değil miyiz? Biz en son İsrail’den almıştık 10 tane, arıza yapar tamirini yaptıramazsın, bunları hep yaşadık. Ama sağ olsun bu komşular bizi, evet, mal sahibi yaptı. Ve şimdi biz kendimiz, hem de devlet olarak değil, özel sektör olarak şu anda insansız hava aracımızı mühimmatlı olarak kullanmak üzere inşa ettik ve testler geçti, bırakın testleri artık bunlar operasyonlarda şu anda iş görüyor, bu noktaya geldik.”

“Mülteci Sorununun Yükü, Başta Türkiye Olmak Üzere Birkaç Ülkenin Sırtına Yüklendi”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel ve bölgesel düzeyde yaşanan bütün bu sorunların çok ciddi güvenlik kaygılarına, insani kriz tehditlerine, ekonomik sıkıntılara yol açtığı bir dönemden geçildiğine işaret ederek, 2008 yılında başlayan küresel finans krizinin Avrupa’da yeni sıkıntılarla etkisini sürdürdüğünü, Suriye ve Irak’ta tüm hızıyla süren terörizm tehdidinin, özellikle Batı ülkelerinin yanlış politikalarıyla küreselleşme yolunda hızla ilerlediğini söyledi.

“Ortaya çıkışının ve varlığını devam ettiriyor bulunmasının hiçbir rasyonel sebebi olmayan DEAŞ yüzünden insanlık tarihinin en köklü birikimleri ve en kadim halkları adım adım yok ediliyor” uyarısında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu vesileyle bölgemizdeki sorunların çözümünün terör örgütleri karşısında özellikle ilkeli bir duruş sergilenmeden mümkün olmadığını bir kez daha vurgulamak istiyorum. Güney Asya’da milyonlarca masum insan tüm dünyanın gözü önünde sistematik bir şeklide inanç ve etnik kökenli veya etnik temelli bir soykırıma tabi tutuluyor. Terörizmin yan etkilerinden biri olan mülteci sorunun yükü sadece en başta Türkiye’nin yer aldığı birkaç ülkenin sırtına yüklenmiş durumda. Maalesef gelişmiş ülkeler bu sorun karşısında sınırları kapatmaktan, duvarları yükseltmekten, mültecileri insanlık dışı uygulamalara tabi tutmaktan başka hiçbir şey yapmadı, yapmıyorlar.”

Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunda mülteci sorununun gündeme geldiğini ve toplantıda, Türkiye’nin mültecileri sahiplenme konusunun adeta görülmeyip unutturulmak istendiğine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Birliği’nin (AB) mülteciler ile ilgili Türkiye’ye söz verdiği 3 milyar avroluk tutarın 179 milyon avrosunun geldiğini hatırlattı ve devamında şöyle konuştu: “Bunlar söz verirler, ama yerine getirmezler. Biz ne aldatan olacağız, ne aldanan olacağız, verseler de, vermeseler de biz bu bombalardan kaçan insanlara insani, vicdani, İslami görevimizi yerine getireceğiz. Çünkü bu da bu Türk milletinin, bu asil milletin tarih boyunca nerede konumlandığını göstermesi bakımından çok önemli.”

“15 Temmuz Darbe Girişimi, Yeni Nesil Bir Terör Eylemi”

Aynı kayıtsızlık ve ikircikli tavrın, terör örgütleriyle mücadele konusunda da geçerli olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu süreçte terörün de biçim değiştirip yeni metotlar, yeni örgütlenme modelleri geliştirdiğine şahit olunduğunu belirtti ve 15 Temmuz 2016 gecesi maruz kalınan darbe girişiminin, ‘yeni nesil bir terör eylemi’ olduğunu ifade etti.

Devletin çeşitli birimlerine sızmış Fetullahçı terör örgütü (FETÖ) üyelerinin son yıllarda yürüttüğü saldırılarının, 15 Temmuz’da bir grup asker elbisesi giymiş teröristin giriştiği darbe girişimiyle zirveye ulaştığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu girişim milletimizin büyük bir cesaret ve fedakârlıkla darbecilerin karşına dikilmesi sayesinde başarısızlığa uğratılmıştır. Ben milletimle iftihar ediyorum, milletimle gurur duyuyorum, Bu millet ne asıl millet, bu millet ne mübarek bir millet... Ama bu teröristler zannediyorlar ki, F-16’ları ancak F-16 durdurur, o ateş kusan, bomba kusan helikopterleri ancak helikopterler durdurur, tankları tanklar durdurur. Ama insanın büyük bir güç olduğunu, Allah’ın yeryüzündeki halifesi olduğunu bilmiyorlardı” şeklinde konuştu.

FETÖ Lideri Gülen’in İadesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ’nün sadece Türkiye için değil, farklı kılıflar altında varlık gösterdiği her bir ülke için de aslında güvenlik tehdidi olduğunun altını çizdi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunu devlet başkanlarına, hükûmet başkanlarına söylüyorum, ama hâlâ bunun farkında olmayanlar var. Başta Amerika; mahkemeler karar verecekmiş. 85 koli dosya gönderdik, şimdi yeni dosyalar da ayrıca gidecek. Amerika bizden terörist istediği zaman, biz hemen paketleyip gönderiyoruz, mahkeme kararı, şu-bu demiyoruz. Terörist mi? Terörist, tamam, gönder, gönderiyoruz. Ama biz aynı karşılığı stratejik ortağımızdan göremedik. Konuştuğumuz zaman da, ‘bunu medya üzerinden yapmayalım.’ Eyvallah, medya üzerinden yapmayalım. Önce biz büyükelçilerimiz vasıtasıyla, bizzat kendimiz telefonlarla görüşmek suretiyle, dışişleri bakanlarımız görüşmek suretiyle, devlet başkanları olarak görüşmek suretiyle zaten bunu sizlerle paylaşıyoruz. Ama bir teröristi, 17 yıldır 400 dönüm arazide saltanat sürüyor, bize teslim etmiyorsunuz. Bunu her yerde söylediğim için, burada da rahat rahat söylüyorum. Çünkü gıyabında konuşmak bize yakışmaz. Biz konuşulması gereken neyse bunu konuşuruz. Kendi içimizde bile bazıları diyorlar ki; ‘Bizim Cumhurbaşkanımız da her şeyi her zaman bakıyorsunuz böyle çok dik konuşuyor.’ Ya olduğun gibi görüneceksin, ya göründüğün gibi olacaksın; bunu saklamaya, gizlemeye gerek yok. Biz benzer terör eylemlerine karşı tüm dünyanın teyakkuz hâlinde bulunmasında fayda görüyoruz. Ne diyor? ‘170 ülkede biz bu faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.’ Biz de o 170 ülkeye diyoruz, uyanık olun, yarın aynı şey sizin de başınıza gelir.”

Geleceği ve güvenliği tehdit eden bu sorunlarla mücadele edilirken diğer taraftan ekonomik refaha ve altyapıya ilişkin standartların yükseldiği bir dönemde yaşandığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, son çeyrek asırda dünyanın iletişim ve ulaşım imkânlarında baş döndürücü gelişmelere sahne olduğunu hatırlattı.

“Dünya, Hızla Yeni ve Çok Tehlikeli Bir Kaos Dönemine Doğru Sürükleniyor”

Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları kaydetti: “Her geçen gün daha fazla insan teknolojinin sunduğu imkânlardan, getirdiği yeniliklerden faydalanıyor. Bu yeni araçlar sayesinde kıtalar, bölgeler ve ülkeler arasındaki mesafe anlamsız hâle gelirken, insanların birbirine olan sorumlulukları da artıyor. Bakınız bugün çoğu Afrika’da olmak üzere dünyada yeterli gıda ve enerji gibi temel imkânlardan yoksun bir şekilde hayata tutunmaya çalışan yüz milyonlarca insan var. İnsanlığın tarihinin en muazzam üretim gücüne kavuştuğu bir dönemde dünyanın bir bölümünde hâlâ asgari hayat şartlarından mahrum toplumların bulunması utanç vericidir. Uluslararası toplum adına tüm bu sorunların çözümünde öncü olması, gerektiğinde etkin bir şekilde müdahale etmesi gereken BM gibi mekanizmalar maalesef çalışmıyor. Bu yüzden dünya hızla yeni ve çok tehlikeli bir kaos dönemine doğru sürükleniyor. Küresel istikrar ve huzurun anahtarı olan adaletin sağlanamadığı, hatta bu yöndeki boşluğun giderek daha da arttığına şahit oluyoruz. Türkiye olarak işte bu sorunlu gidişe ‘Dünya 5’ten büyüktür’ diyerek itirazlarımızı dile getiriyor, tekliflerimizi ifade ediyoruz.”

Birleşmiş Milletler Reformu ve Güvenlik Konseyinin Yapısının Değiştirilmesi

“Adalet mülkün esasıdır, adalet varsa mülk vardır, devlet vardır, yoksa yoktur, bunu böyle bilmemiz lazım. Bu sürdürülemez, küresel işleyişi en kısa sürede değiştirmek mecburiyetindeyiz” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, milyarlarca insanın kendini güvende ve umutlu hissetmediği bir dünyada hiç kimsenin ve hiçbir yerin, kendini bu tehlikeli sürecin dışında tutamayacağına vurgu yaptı. Suriye, Irak, Afganistan, Libya, Orta Afrika ülkeleri gibi sorunlu yerler sebebiyle adeta yeni bir kavimler göçü dalgasının başladığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğer bu sorunları şimdiden çözüp insanlara bulundukları yerlerde güvenli, huzurlu ve müreffeh bir hayat umudu veremezsek, taşlar yerinden oynadığında kimsenin şikâyet etmeye hakkı yoktur. Tek eksiğimiz; bu yönde güçlü bir irade ortaya koymak ve gerekli mekanizmaları oluşturmaktır. Birleşmiş Milletler reformunun özellikle Güvenlik Konseyinin yapısının değiştirilmesinin bu yönde atılmış önemli bir adım olacağını düşünüyorum” değerlendirmesinde bulundu.

Düzenlenen konferansın, hayırlara vesile olmasını dileyerek, konferansın düzenlenmesinde emeği geçenleri tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını, bilim ve teknolojinin gelişmesi konusundaki gayretlerinden dolayı bilim adamlarına teşekkür ederek tamamladı.

www.tccb.gov.tr kaynaklı haberimizi tüm okurlarımızın ilgi ve bilgisine sunuyoruz.

Yazar Emine Cin Hakkında

Sinop Üniversitesi İstatistik mezunu Emine Cin, İstanbul Ticaret Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümünde "Geri dönüşüm ekonomisi" üzerine tezli yüksek lisans yaptı. Ağustos 2013'ten beri bilişim sektöründe Analistlik yapan yazar; Ocak 2014'den beri Girişim Haber'de Baş Editörlük yapıyor. Yazarın ilgi alanları; girişimcilik ekosistemi, dijital ekonomi, istatistiksel algoritmalar, veri analizi, geri dönüşüm ve geri dönüşüm ekonomisi.

HGS Akademi Eğitim & Danışmanlık

Yorum Ekle

Ad Soyad *
E-mail * (Gravatar resminiz görünecek)
Web
KalınYatayAltı ÇiziliAlıntı
  •   Yorum  
  •   Önizle  
Loading
     
Bizi takip edin; yeni haber ve paylaşımlarımızı kaçırmayın, rakiplerinizden bir adım önde olun;
Twitter Profilimiz
Facebook Sayfamız
Linkedin Profilimiz
E-Bülten Aboneliği
RSS Kaynağımız