Ana Sayfa  |  Hakkımızda  |  Hizmetlerimiz  |  Arşiv  |  Bulut  |  Bülten  |  Reklam ?  |  İletişim                 
 Girişim Haber
Geleceğini Planlamayanlar, Başkalarının Planı Olmaya Mahkûmdur!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezinde düzenlenen 11. Kalkınma Planı Hazırlık Toplantısı’na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan toplantıda yaptığı konuşmada insanlığın tarih boyunca hep daha iyi bir hayatın, refah düzeyini yükseltmenin arayışı içerisinde olduğunu, günümüzde de farklı ülkeler ve toplumlar arasındaki kalkınma yarışının büyük bir rekabet içerisinde devam ettiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, giderek derinleşen ve çok boyutlu hâle gelen küreselleşme sürecinin ülkelere büyüme ve gelişme yönünde önemli fırsatlar sunduğunu, bunun yanında sürecin getirdiği bazı tehdit ve risklerin de olduğuna dikkat çekti. Bu süreçte fırsatları ve riskleri en iyi şekilde dengeleyip kaynaklarını azami ölçüde değerlendiren ülkelerin hedeflerine ulaşabileceklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunu yapamayan devletlerin ve toplumların ise gerilemeye devam edeceklerini belirtti.

Kendileri için amaçlarına ulaşmanın en önemli aracının planlama olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, planlamanın “doğru işi yapmak ve işi doğru yapmak” demek olduğunu, bunun için de evvela önceliklerin doğru bir biçimde belirlenmesi ve hayata geçirilmesinin gerektiğine dikkat çekti. Acil Eylem Planı, 9. ve 10. Kalkınma planları, hükûmet programları ve Vizyon 2023 belgelerinin planlı kalkınma anlayışlarının en somut örnekleri olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi geleceğini planlamayan milletlerin başkalarının planlarının parçası olmaya mahkûm olduğunu, bugün bölgemizde ve tüm dünyada yaşanan gelişmelerin bunun örnekleriyle dolu olduğunu söyledi.

“Yüksek Teknolojiye Dayalı Üretim İçin Bir Atılıma İhtiyacımız Var”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bölgedeki pek çok ülkeyle kıyaslandığında doğal kaynak zengini olmadığının altını çizdi. Buna karşılık bilgi ve teknolojiyi esas alarak sanayileşme konusunda çok iyi bir sicile sahip olduğumuza dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, artık dünün tekstil ve tarıma dayalı sanayisinin kısır döngüsünden çıkıp teknoloji yoğun bir sanayiye doğru geçiş yapıldığını, orta ve orta yüksek teknolojili ürünler üretebilen bir imalat sanayi altyapısının büyük ölçüde oluşturulduğunu kaydetti. Bundan sonra yüksek teknolojiye dayalı üretimin sanayideki payını arttıracak bir atılıma ihtiyaç olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun yanında sürdürülebilirlik ilkesini de asla ihmal etmediklerini, bir taraftan sanayileşmenin gerektirdiği enerji yatırımlarını yaparken, diğer taraftan ülkenin doğal kaynaklarını da geliştirmeye çalıştıklarını belirtti.

“İnsansız Tankları da Üretir Hale Geleceğiz”

2002 yılında ülkemizde 66 savunma projesinin yaklaşık yüzde 20 yerlilik oranıyla yürütüldüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2017 yılında 600 projede yüzde 65’in üzerinde yerlilik oranıyla sürdürür hâle gelindiğini kaydetti. Şu anda Afrin’de zırhlı taşıyıcılarının neredeyse tamamına yakınının yerli olduğunu, artık silahlı insansız hava araçlarını yapıldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunları üretenlere millet adına teşekkürlerini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Eğer şu anda bunu biz kendimiz üretiyor olmasaydık, bir tane insansız hava aracımız düşse ne olur diye düşünürdük, ama şimdi düşünmüyoruz. Ulan düşürürseniz düşürün be, ikincisi de var, üçüncüsü de var, dördüncüsü de var, gelin. Şimdi geçen bir helikopterimiz düştü, tabi yandık yakıldık. Niye? İki tane pilotumuz gitti, üzüldük. Ama hemen oradaki bu sistemlerin sorumlusu olan arkadaşımızın söylediği şu; ‘Cumhurbaşkanım, biz üzülüyoruz.’ Niye üzülüyorsunuz? İnsansız hava aracında, silahlısında silahsızında insan yok ki düşerse düşer. Biz niye bazı şartlarda da onları uçurmuyoruz, onları uçuralım. Vursunlar, o düşsün, ama hiç olmazsa benim pilotum şehit olmaz. Şimdi biz buraya geldik. Şimdi bunu daha iyiye, daha ileri taşıyacağız. Tank yakabilirler, içinde beş tane şehidim. Ama şimdi öyle bir yere gelmemiz lazım ki biz insansız tankları da üretir hâle gelmemiz lazım ve bunu da yapacağız, bunu da yapacağız. Çünkü o tür şeyleri düşünmeyeceğiz. Niye? Artık bu teknolojiyi yakalayan bir ülke konumuna geliyoruz ve geldik diye. Şu anda birçok silahlarımızı hamdolsun üretir hâldeyiz. Hızla bu sektörde gerek devlet, gerek özel şu anda çalışmalarını sürdürüyor, daha iyi olacağız. 2002 yılında yaklaşık 5,5 milyar dolar bütçesi olan bir savunma projesi stokuna sahipken, geçtiğimiz yıl 41 milyar doların üzerinde bir proje hacmine ulaştık.”

“Kalkınma Seviyemizi Gelişmiş Ülkeler Düzeyine Çıkartmakta Kararlıyız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan dünyamızın giderek daha hızlı bir değişim yaşadığını, bu değişimin tetikleyicisi olan teknolojik ve ekonomik gelişmelerin farklı coğrafyalarda siyasi dönüşümleri de hızlandırdığını belirtti. Bu gerçeği dikkate alarak hazırladıkları 2033 hedeflerinin daha sonraki vizyonlara ulaşma bakımından bir sıçrama noktası olacağını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Genç ve dinamik bir nüfusumuz var. Her zaman her yerde en az üç çocuk derken bunu korumak için diyorum. Bu genç nüfusumuzun yaşlanmaması lazım, ihtiyar hâle gelmemesi lazım, onun için en az üç diyorum; ki biliyorsunuz ekonominin kaynağı insandır. Emek, para, sermaye, bunları geç, insan insan. İnsan varsa emek var, insan varsa sermaye var, insan varsa istihdam var, insan yoksa bunların hiçbiri yok, kaynağı insandır. Onun için de özellikle doğumlara bizim çok büyük önem vermemiz lazım. Bu fırsatı iyi değerlendirip gençlerimizin eğitim, öğretim kalitesini ve iş gücümüzün niteliğini artırarak kalkınma seviyemizi gelişmiş ülkeler düzeyine çıkartmakta kararlıyız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının devamında, nitelikli insan gücüne dönük eğitim sanayi iş birliği programlarını daha da güçlendirerek ve kadınların işgücüne katılım oranını artıracaklarını söyledi. 

“İmalat Sanayiinde Yüksek Teknolojili Üretim Dönüşümünü Gerçekleştirmeliyiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının devamında bilginin önemi ve değerinin giderek arttığını, yenilikçilik ve farklılık oluşturmanın en önemli rekabet unsurları hâline geldiğini vurguladı. Bu süreçte bir taraftan dördüncü sanayi dalgası gibi yeni teknolojilere dayalı üretim yapısına geçerken, diğer taraftan da insanımızı zihni ve fiziki becerilerinden faydalanabileceğimiz yeni alanlarda istihdam etmeye ihtiyaç olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitim-öğretim ve AR-GE’ye ayrılan kaynakları artırarak, imalat sanayiinde yüksek teknolojili üretimin payının yükseldiği bir dönüşümün yakalanmasının şart olduğunun altını çizdi. Türkiye’nin böylece bölgesel bir güç olmanın yanında, küresel düzeyde bilgi üreten bir güç hâline de geleceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ekonomik ve teknolojik atılımlarımızı bu potansiyelimizi yeni yatırım fırsatlarına dönüştürecek şekilde gerçekleştirmekte de kararlıyız. Ülkemizi ancak bu şekilde enerji, ulaştırma, lojistik ve ticarette bölgesel bir cazibe merkezi hâline getirebiliriz” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Teknolojik yatırımlarımızın etkileri sadece ekonomik alanda değil, savunma sanayi alanında da kendisini gösteriyor. Savunma sanayinin birçok alanında artık millî teknolojilere sahibiz. Ülkemize yönelik pek çok iç ve dış tehdidi yerli ve millî üretim sayesinde başarıyla bertaraf ediyoruz. İşte Afrin ve Afrin’de eğer biz birilerine muhtaç durumda olsaydık şu anda geldiğimiz konumda olmayacaktık. Ama hamdolsun, kimseye muhtaç olmadan kendi göbeğimizi kestik, yola çıktık ve bu saban itibarıyla 1780 teröristi etkisiz hâle getirdik. Tabii kendi silahı olunca, kendi zırhlı taşıyıcısı olunca, kendi tankı, kendi topu olunca, askerin de yüreği, cesareti o denli ne oluyor, o da artıyor. İşte dün güneyden öyle bir çıkış yapmak istediler, toplarımız hemen anında gereğini yaptı, silahlı insansız hava araçlarımız gereğini yaptı ve geri dönmek zorunda kaldılar; mesele bu mesele bu. Durmayacağız, yola devam edeceğiz. Önümüzde inşallah savunma sanayii, ulaştırma ve enerji başta olmak üzere yerli ve millî ürünlerimizi tüm dünyaya daha fazla ihraç eder konuma da geleceğiz. Pek çok büyük şehrimiz, üniversite, ticaret, turizm, kültür alanlarında bölgesel ve küresel düzeyde cazibe merkezi olma yolunda ilerliyor, bundan dolayı da mutluyuz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan İstanbul’u Doğu ve Batı sermayesinin buluştuğu güçlü bir finans merkezi hâline getirdiklerini söyleyerek, hedeflerinin gelecek nesillere iftihar edecekleri, medeniyetimizin göstergesi ve kimliği olacak değerde şehirler bırakabilmek olduğunu da belirtti.

www.tccb.gov.tr kaynaklı haberimizi tüm okurlarımızın ilgi ve bilgisine sunuyoruz.

Bu içeriği 2.518 kişi okudu. Bizi takibe alın, yeni haber ve içeriklerimizi kaçırmayın; 
Kategori: Analiz / Yorum, KAMU, Ulusal
Yazar Emine Cin Hakkında

Sinop Üniversitesi İstatistik mezunu Emine Cin, İstanbul Ticaret Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümünde "Geri dönüşüm ekonomisi" üzerine tezli yüksek lisans yaptı. Ağustos 2013'ten beri bilişim sektöründe Analistlik yapan yazar; Ocak 2014'den beri Girişim Haber'de Baş Editörlük yapıyor. Yazarın ilgi alanları; girişimcilik ekosistemi, dijital ekonomi, istatistiksel algoritmalar, veri analizi, geri dönüşüm ve geri dönüşüm ekonomisi.

HGS Akademi Eğitim & Danışmanlık

Yorum Ekle

Ad Soyad *
E-mail * (Gravatar resminiz görünecek)
Web
KalınYatayAltı ÇiziliAlıntı
  •   Yorum  
  •   Önizle  
Loading
     
Bizi takip edin; yeni haber ve paylaşımlarımızı kaçırmayın, rakiplerinizden bir adım önde olun;
Twitter Profilimiz
Facebook Sayfamız
Linkedin Profilimiz
E-Bülten Aboneliği
RSS Kaynağımız