Ana Sayfa  |  Hakkımızda  |  Hizmetlerimiz  |  Arşiv  |  Bulut  |  Bülten  |  Reklam ?  |  İletişim                 
 Girişim Haber
Türkiye, Taklit ve Kaçak Üründe Malesef Dünya İkincisi!

OECD ve EUIPO’nun Nisan 2016 raporuna göre Türkiye, 20 milyon doları bulan taklit ve kaçak ürün ile  dünyada en çok sahte ürün ele geçirilen ülkeler sıralamasında ikinci sırada. Listenin başında ise Çin bulunuyor.

Tescilli Markalar Derneği (TMd) Başkanı Hülya Aslantaş, Retail Türkiye'nin konu ile ilgili sorularını yanıtladı.

Türk markaları derneğinize, taklitle mücadeleye daha mı az ilgi gösteriyor? Neden?

Şüphesiz taklit her markanın sorunu. Tüm Dünya’da belli başlı global markaların taklit ve sahtelerinden beslenen büyük bir pazar oluşmuş, dolayısıyla bizde de genelde bu yabancı markaların taklitleri daha yaygın. Ancak, sahte ve taklit aynı zamanda yarattığı haksız rekabet ortamı nedeniyle hepimizin ortak sorunu ve yerli yabancı marka ayrımı olmaksızın topyekün bir bilinçlenme ve mücadele gerektiriyor.

Yabancı markaların Türkiye yatırımları hakkında neler söylemek istersiniz?

Ülkemizin özellikle 2016 yılından bu yana karşılaştığı çeşitli sorunlar, tüm piyasaları olduğu gibi perakendeyi de kısmen etkiledi. Bir yandan güvenlik endişesi ile azalan yabancı ziyaretçi sayılarının etkisi diğer yandan iç piyasadaki kısmi durgunluk, organize perakendenin hızını bir miktar kesti gibi görünüyor. Bu arada yabancı markalar ve ithalat açısından da bazı endişeler belirdi. Yaşanan belirsizliklere ilaveten, son 2-3 yıldır ithalata getirilen ek vergi ve yeni bazı uygulamalar yabancı markaları etkiledi. C&A, Douglas Parfümeri, Polo Ralph Lauren gibi bazı markalar 2016 da maalesef buradaki faaliyetlerini durdurdular.

Türkiye’de mağaza açan, Türk pazarına giren ve milyonlarca dolar düzeyinde yatırım yapan perakende markalarının, yatırım planlarına dahil etmedikleri veya öngörmedikleri değişikliklerin olmasının bu tür yerli ve uluslararası oyuncuları tedirgin edebiliyor. Özellikle, ithalat vergileri ve uygulamaları konusundaki politikaların yatırımcıyı da zora sokmayacak bir sistem ve iletişim içinde yürütülmesi gerekiyor.

Özellikle İstanbul’un son yıllarda yakaladığı, bölgenin önemli “Alışveriş Destinasyonu” olma hedefi bu açıdan da değerlendirilmeli. İstanbul’un tarihi ve turistik değerlerine ilaveten birbirinden keyifli ve zengin marka miksi ile ön plana çıkan AVM’lerimiz, alışveriş amacıyla gelen yabancı ziyaretçilerin artmasında önemli etken oldu. Dolayısıyla, içinden geçtiğimiz bu zor dönemde, konulara daha geniş açıdan bakabilmeli ve globalleşen alışveriş pazarında, yabancı markaların konumunu doğru değerlendirmeliyiz diye düşünüyorum.

Ülkemizdeki belirsizlikler, güvenlik sorunları, siyasi ve ekonomik istikrarsızlık algısı, ithalata getirilen ek vergi ve uygulamalar, yabancı yatırımcı açısından önemli faktörler. Ancak yakaladığımız “Global bir Alışveriş Destinasyonu” olma avantajımızı kaçırmamak için gerekli önlem ve teşvikler hızla gündeme gelmelidir. Biz de dernek olarak, bu sorunlar ve çözüm önerilerini araştırarak ilgili mercilerin dikkatine sunmak için çalışıyoruz.

Dünyada ve Türkiye’de ürün, marka taklidi hakkında bilgi verir misin?

Kaçak, taklit ve sahte ürün olarak ifade ettiğimiz yasadışı üretim faaliyetlerinin bugün Dünya’da 1 trilyon Dolara ulaştığı ifade ediliyor. Teknolojideki hızlı gelişme- ler, taklit ürünlerin üretimini kolaylaştırıp ucuzlatırken, internet kullanımı da üretim bilgilerine erişimi ve ürünlerin satışını kolaylaştırmaktadır.

OECD ve EUIPO’nun Nisan 2016 raporuna göre Türkiye dünyada en çok sahte ürün ele geçirilen ülkeler sıralamasında Çin’in ardından ikinci sıraya yerleşmiştir. Taklit ve kaçak ürün piyasasının tahmini büyüklüğü 17.2 milyar dolar olarak hesaplanmakta. Ayrıca ithalat ve diğer yollarla ülkeye giren sahte, taklit ve kaçak ürünler de hesaba dahil edildiğinde, bu piyasanın büyüklüğü yaklaşık 20 milyon dolarlara ulaşıyor. Bu da kamunun yaklaşık 7.2 mil yar dolar vergi kaybını ifade etmektedir. Ayrıca sahte ve taklit piyasının mevcut büyüklüğü ile kayıtlı sektörde yaklaşık 90 bin istihdam yaratmak mümkündür. Gerek kullanılan zehirli maddeler, gerekse “sahte ilaç” üretimine kadar varan boyutuyla kaçak ve sahte üretimin aynı zamanda halk sağlığını da tehdit ettiğini biliyoruz. Herşeyden önce ülkemizin prestiji açısından çok önemli olan bu sorun organize perakende için de ciddi bir haksız rekabet ortamı yaratıyor.

Ülkemizde taklitle mücadelede karşılaştığınız sorunlar nelerdir?

Hiç şüphesiz derneğimizin bu devasa sorunla tek başına mücadele etmesi mümkün değil. Bu açıdan üstlendiğimiz en önemli görev, konuyu gündemde tutmak ve gerek devlet kademeleri gerekse tüketiciler nezdinde bilinçlenmeye katkıda bulunarak, tedbirlerin alınmasını sağlamak.

Denetimlerin şikayete bağlı olmaktan çıkarılması, kontrollerin arttırılması, yargılama sürecinin hızlandırılması, sahte ürünlerin toplatılması ve imhasının kolaylaştırılması, yaptırımların uygulanması, cezaların caydırıcı hale getirilmesi taklit ve kaçak faaliyetlerin önlenmesinde etkili olacaktır. Taklit ve kaçak faaliyetlerin çoğu kez uluslararası boyutu da olan organize örgütlenmeler olduğu dikkate alındığında, bu faaliyetlerle mücadelede başarılı olunabilmesi kolluk kuvvetleri ve ilgili tüm tarafların sürekli olarak koordinasyon halinde olmalarını gerektiriyor.

Markalaşma ve genç tasarımcıların desteklenmesine yönelik faaliyetleriniz nelerdir?

Pek çok genç tasarımcı, moda ve aksesuar konularında çok değerli özgün çalışmalar yapıyorlar ve genelde internet üzerinden satış yapmaya kendilerini tanıtmaya çalışıyorlar. Bu girişimcilerin destekleneceği, markalaşma çabalarına destek olunacağı istikbalin modacılarının yetişmesine olanak sağlayacak teşviklerin ve bir sistemin geliştirilmesi gerektiğine inanıyoruz.

Bu amaçla, marka bilincinin gelişmesine yönelik, genç tasarımcıları desteklemek amacıyla 2016 yılından bu yana 3 kez düzenlenen, bu yıl da 10-13 Mayıs’da 4.’sü yapılacak olan “Tasarım Tom Tom Sokak’da” etkinliğini destekliyoruz.

Kısıtlı imkanları olan genç girişimcilerin kendilerini tanıtmaları ve geliştirmeleri için bu etkinliğin çok değerli bir platform olduğunu düşünüyoruz. Buraya katılan girişimciler arasında düzenlediğimiz yarışma sonucu, Özgün Logo, Özgün Ürün ve Genç Marka kategorilerinde, “Tescilli Markalar Derneği Tasarım Ödülleri” veriyoruz. Ayrıca kazanan girişimcilere, bu özgün ürünlerini üyelerimizin mağazalarında satış yapabilmeleri imkanını sunuyoruz.

Retail Türkiye kaynaklı haberimizi tüm okurlarımızın ilgi ve bilgisine sunuyoruz.

Bu içeriği 2.005 kişi okudu. Bizi takibe alın, yeni haber ve içeriklerimizi kaçırmayın; 
Kategori: Analiz / Yorum, Hizmet Sektörleri, Ulusal
Yazar Emine Cin Hakkında

Sinop Üniversitesi İstatistik mezunu Emine Cin, İstanbul Ticaret Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümünde "Geri dönüşüm ekonomisi" üzerine tezli yüksek lisans yaptı. Ağustos 2013'ten beri bilişim sektöründe Analistlik yapan yazar; Ocak 2014'den beri Girişim Haber'de Baş Editörlük yapıyor. Yazarın ilgi alanları; girişimcilik ekosistemi, dijital ekonomi, istatistiksel algoritmalar, veri analizi, geri dönüşüm ve geri dönüşüm ekonomisi.

HGS Akademi Eğitim & Danışmanlık

Yorum Ekle

Ad Soyad *
E-mail * (Gravatar resminiz görünecek)
Web
KalınYatayAltı ÇiziliAlıntı
  •   Yorum  
  •   Önizle  
Loading
     
Bizi takip edin; yeni haber ve paylaşımlarımızı kaçırmayın, rakiplerinizden bir adım önde olun;
Twitter Profilimiz
Facebook Sayfamız
Linkedin Profilimiz
E-Bülten Aboneliği
RSS Kaynağımız