Ankara Marka Festivali’nde “Ülke Markalaşması” İçin İpuçları!

Ankara Ticaret Odası (ATO) tarafından "marka kent" hedefine bir adım daha yaklaşmak amacıyla organize edilen Ankara Marka Festivali 13-14-15 Aralık tarihleri arasında "Yaratıcılıkta Yeni Yollar, Yeni Yönler, Yeni Yöntemler" temasıyla ATO Congresium’da gerçekleştirildi. Detaylar haberimizde..

Ankara Ticaret Odası (ATO) tarafından "marka kent" hedefine bir adım daha yaklaşmak amacıyla organize edilen Ankara Marka Festivali 13-14-15 Aralık tarihleri arasında "Yaratıcılıkta Yeni Yollar, Yeni Yönler, Yeni Yöntemler" temasıyla ATO Congresium’da gerçekleştirildi.

Festivalin ilk gün programında yer alan “Kültürel Değerlerin Markalaşmaya Katkısı” başlıklı oturumda İHK Holding Başkanı Halil Korkmaz, Türkiye’nin markalaşmasına katkıda bulunacak etkenlerle ilgili ipuçları verdi.

- İnsanlar neden belirli bir ülkede yaşamak, taşınmak, o ülkeyi ziyaret etmek, ya da orada yatırım yapmak, iş kurmak ister?

Halil Korkmaz, konuşmasında “İnsanlar neden belirli bir ülkede yaşamak, taşınmak, o ülkeyi ziyaret etmek, ya da orada yatırım yapmak, iş kurmak ister?” sorusunun yanıtını belirleyen etkenleri şöyle açıkladı: “Bir ülke markasının kültür boyutu; müzikten mimariye, edebiyattan spora, folklordan modaya, ticari mallara kada pek çok alanı içine alır. İyi tasarlanmış bir markalaşma stratejisi ise, o ülkenin itibarını ve dünya meseleleri üzerindeki ağırlığını artırır. Ülke markasının; politika, kültür, turizm, yabancı yatırımlar ve ihraç malları olmak üzere dört boyut ile düşünülmesi gerektiği söyleniyor. Aslen ‘kültür’ kavramı, tüm bu bileşenleri kapsayıcı nitelikte.”

Korkmaz: “Türkiye İçin Hayran Kitlesi Oluşturmalıyız”

Korkmaz konuşmasında, günlük mutluluk peşinde koşan, anında tatmin isteyen, ihtiyacının tatminini ertelemeyen ve gelecek için bugünü feda etmeyen, geçmiş ve geleceği içerecek biçimde denemeyi büyük bir arzuyla isteyen, içerik yerine biçime daha çok ilgi duyabilen, hazcı yanı öne çıkan, meraklı “yeni tip tüketici”ye vurgu yaparak ülke markalaşması faaliyetleri yürütülürken yeni tip tüketicinin bu yönlerini dikkate almak gerektiğini ifade etti. Korkmaz, “Hedef kitlemiz ile duygusal bir bağ kurarak tüketicinin zihninde ön sıralarda bir yer edinmeyi amaçlamalıyız. Kısacası ‘hayran kitlesi’ oluşturmalıyız.” dedi.

“Ne Kadar Bilirsen Bil, Söylediklerin Karşındakinin Anlayabildiği Kadardır.”

Türkiye’nin geçmişinde oldukça köklü iki markalaşma faaliyetinin yürütüldüğünü belirten Korkmaz, bunları Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethi sonrasında yürüttüğü markalaşma faaliyeti ve köklü reformlarla yeni bir kimlik, yeni bir yaşam tarzı oluşturan Cumhuriyet dönemi markalaşma faaliyeti olarak tanımladı.

Halil Korkmaz, Hz. Mevlana’nın “Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakinin anlayabildiği kadardır.” cümlesinin altını çizerek algı yönetiminin ülke markalaşmasında çok önemli bir unsur olduğunu belirtti.

- Peki ama nasıl oldu da dünya üzerinde pek çok insan Flamenko öğrenmek için kurslara yazıldı, İspanyolca tüm dünyada “moda” bir dil haline geldi?

İspanya’nın 1986 yılında AB tam üyeliğini kazanmasıyla birlikte girdiği muazzam ekonomik ve sosyal dönüşümü sayesinde kimlik yenilerken “İspanya tutkudur” sloganıyla dünya sahnesine çıktığını hatırlatan Korkmaz, “Peki ama nasıl oldu da dünya üzerinde pek çok insan Flamenko öğrenmek için kurslara yazıldı, İspanyolca tüm dünyada “moda” bir dil haline geldi?” sorusunun yanıtı olarak ülke markalaşması ile tüketici arasında yaratılan duygusal bağı gösterdi:

“Biz de, ülke markamıza hizmet edebilecekken kültür değerlerini öne çıkarmalı, hedef kitlenin duygusal bağlamda ilgisini çekecek uluslararası girişimlerde bulunmalıyız. Ülkemizin markalaşma sürecine hizmet edebilecek yüzlerce kültür değerine sahibiz… Bu alanı popüler müzikten klasik Türk müziğine, mimariden spora, ören yerlerinden tarihi mekanlara, beslenme ve yaşam kültürüne kadar genişletmek mümkün.”

Korkmaz: “Medeniyetlerin Beşiği Olan Türkiyemizin Değerlerinden Haberdar Değiliz”

Korkmaz konuşmasına şöyle devam etti: “Medeniyetlerin beşiği olan Türkiyemizin değerlerinden yabancı ülke vatandaşlarını bırakın kendi vatandaşlarımızın çoğunun dahi haberdar olduğunu söyleyemeyiz. Örneğin; Dünyada bilinen ilk roket 1633 yılında Lagari Hasan Çelebi tarafından yapılmıştır. Oysa yabancı kaynaklar modern anlamda ilk roket çalışmalarının başladığı yer olarak bugünkü Ukrayna’yı gösterir. Ne yazıktır ki bugün Türkiye’de Lagari Hasan Çelebi adına kurulmuş bir tane bile havacılık müzesi yok. Trigonometrinin mucidi, sinus ve kosinüs tabirlerini kullanan ilk bilgin olan Battani; dünyanın döndüğünü ilk bulan, Ümit Burnu, Amerika ve Japonya’nın varlığından bahseden Beyruni; hayvan gübresinden amonyak elde eden Cahiz; sosyoloji bilimini kuran mütefekkir İbn Haldun; Galileo’dan önce sarkacı bulan astronom İbn Yunus; Newton’dan çok önce diferansiyel hesabını keşfeden Sabit Bin Kurra; Pasteur’den önce mikrobu bulan Akşemseddin ve isimlerini bilemediğimiz daha nice bilim adamı ve bu değerlerin dünya medeniyetine katkıları araştırmacılar tarafından derlenip tüm dünyadan insanların bilgisine sunulmalıdır.”

“Türkiye, Alternatifsiz Tek Ülke.”

Halil Korkmaz, konuşmasında ülke ve şehir markası iyileştirme uzmanı Wally Olins’in “Turizm ilanlarınız, herkesin ki gibi: ‘Güneş, deniz, kum. Türkiye’ye gelin ve harika zaman geçirin.’ Türkiye’nin adını çıkarıp aynı ilana Tayland’dan tutun, Portekiz’e kadar onlarca farklı ülkeyi de koyabilirsiniz… Bunlar tamamen zaman kaybı!” eleştirisine dikkat çekerek; “ Oysa ki bir ülkenin markalaşmasında en önemli bileşenlerden kültürdür ve bizim pazarlama gücümüz haline dönüştürülmelidir. Türkiye; tarihiyle, kültürel birikimiyle, doğal varlıklarıyla, mutfağıyla her kesimden ve her kültür seviyesinden insanlara sunacak alternatifsiz tek ülkedir.” dedi.

Haberimizi tüm okurlarımızın ilgi ve bilgisine sunuyoruz.

Yazar Emine Ertaş Hakkında
Sinop Üniversitesi İstatistik Bölümü mezunu Emine Ertaş, İstanbul Ticaret Üniversitesi Endüstri Mühendisliği'nde "Geri dönüşüm ekonomisi" üzerine tezli yüksek lisans yaptı. Ocak 2014 ile Ocak 2020 tarihleri arasında Girişim Haber'de Baş Editörlük yapan Ertaş, aldığı iş hayatına akademisyen olarak devam etme kararı ile Şubat 2020 itibairyle Beykent Üniversitesi Lojistik Bölümünde Öğretim Görevlisi olarak çalışıyor.

Yorum Ekle

Ad Soyad *
E-mail * (Gravatar resminiz görünecek)
Web
KalınYatayAltı ÇiziliAlıntı
  •   Yorum  
  •   Önizle  
Yükleniyor