Ana Sayfa  |  Hakkımızda  |  Hizmetlerimiz  |  Arşiv  |  Bulut  |  Bülten  |  Reklam ?  |  İletişim                 
 Girişim Haber
Geleceğin Otomotiv ve Ulaşım Sektörü Maliyetleri Yüzde 70 Azaltacak!

Deloitte’un raporuna göre, geleceğin otomotiv ve ulaşım sektörü, araçları kimin kullandığına ve araç sahipliğine bağlı olarak şekillenecek. Sürücüsüz ve paylaşılan araçlarla yapılan birim ulaşım maliyeti, sürücülü ve bireysel sahipliğe dayalı araçlarla yapılan ulaşım maliyetine oranla neredeyse %70 daha az olacak.

Denetim, vergi, yönetim danışmanlığı, kurumsal risk ve finansal danışmanlık hizmetlerinde dünyanın en büyük şirketlerinden biri olan Deloitte’un ‘Mobilitenin Geleceği (The Future of Mobility)’ araştırması yayınlandı. Rapor, ulaşım teknolojilerinin ve sosyal eğilimlerin otomotiv ve ulaşım sektöründe dönüşümü tetiklediğini vurgulayarak gelecekte nasıl bir ulaşım deneyimi yaşayacağımızı masaya yatırıyor.

Deloitte Türkiye Tüketici ve Endüstriyel Ürünler Lideri Özgür Yalta konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“Teknolojik ve sosyal eğilimlerin etkisiyle, otomotiv ve ulaşım sektörünün yüzyıllardır süregelen mevcut sistemi bir dönüşümün eşiğinde. Bu değişimin kapsamı ve şiddeti tam olarak öngörülemese de, sektörü etkileyen güçler endüstrinin mevcut yapısını, iş modellerini, rekabet ortamını, sektörde değerin nasıl yaratıldığını ve müşteri değer önerilerini etkileyebilecek potansiyele sahip. Ulaşım teknolojilerinin ilerleyen dönemde yepyeni bir forma bürüneceğini öne süren raporda, geleceğin ulaşım sistemleri için iki farklı öngörü hâkim;

  1. Sektör içi bakış açısına göre (insider vew) sektörün bugünkü varlıklarında ve temel yapısında önemli bir değişiklik olmayacak ve mevcut sistem lineer olarak gelişecek. Bu anlayışa göre, tıpkı günümüzde olduğu gibi araçlar özel sahiplik anlayışının önemli bir parçası olmaya devam edecek ve insanlar tarafından kontrol edilecek.
  2. Gelecekteki sistemi daha radikal ve dönüştürücü bir bakış açısıyla tanımlayan diğer anlayışa göre ise (distruptive view) talebe göre erişilebilen sürücüsüz araçlar tamamen farklı bir mobilite deneyimi ile yepyeni bir ekosistem oluşturacak. Google, Uber, Apple gibi şirketlerin katalizör görevi gördüğü bu bakış açısı, kazaların ve trafik yoğunluğunun azalması, enerji talebinin ve ulaşım maliyetlerinin düşmesi, altyapıların kullanımla orantılı olarak ücretlendirilmesi, çok modelli ulaşım ile park alanlarının ortadan kalkması gibi gelişmeleri de beraberinde getirecek."

Raporda ayrıca, aracın kim tarafından kontrol edileceği (sürücü mü yoksa otomatik mi) ve aracın sahipliği (özel ya da paylaşılan araç) konuları, gelecekte bizi bekleyen dört farklı senaryoya temel oluşturuyor:

Kademeli Değişim: Bu dönemde özel araç sahipliği endüstri standardı olarak sürüyor ve kullanıcıların araç sahibi olmakla gelen güvenlik, esneklik, mahremiyet, rahatlık gibi konulara gösterdiği önem devam ediyor. Sürücüyü destekleyen teknolojiler gelişse de, yakın zamanda tam sürücüsüz araçların varlığından söz etmek mümkün değil. Bu senaryoda otomobil üreticileri araç satışına odaklanan mevcut iş modellerini sürdürmeye ve daha ileri teknolojiye sahip yeni araç serileri geliştirmeye odaklanırken, bayiler de müşteri deneyiminden sorumlu olmaya devam ediyor. Amerika’da bir mil (≈1,60 km) uzunluğundaki bir mesafede, bireysel araçlarla seyahat etmenin ortalama maliyeti mevcut durumda 0.97 dolar civarında (sürücünün zamanı, sigorta, yakıt, finansman maliyetleri ve yıpranma payı gibi maliyetler de dikkate alındığında).

Paylaşılan Yolculuk Dünyası: Bu senaryo, araçların paylaşıldığı ulaşım dönemi olarak öne çıkıyor. Bu sistemde, kullanıcılar bir noktadan diğer noktaya giderken araç paylaşımının sağladığı trafik ve park etme derdinden uzak rahatlığa değer veriyor. Araç paylaşımıyla yerel ulaşım ihtiyacının önemli bir kısmının karşılanması ile çok araçlı haneler sahip oldukları araç sayısını azaltıyor ya da tümden bırakıyor. Bu da gelecekte talebin azalmasına yol açıyor. Tam ölçeğe ulaşmış paylaşılan hizmetler modelinde, mil başına maliyet 0.63 dolara düşüyor.

Sürücüsüz Devrim: Bu aşama, sürücüsüz araç teknolojilerinin güvenli, rahat ve ekonomik olduğunun kanıtlandığı; fakat araç sahipliğinin hala önemini koruduğu dönemi temsil ediyor. Bu dönem için teknoloji ve otomotiv firmaları, V2V (araçtan araca) ve V2I (araçtan altyapıya) iletişime yatırım yapıyor. Kullanıcılar güvenlik gibi sebeplerle sürücüsüz özellikleri kullanmayı tercih ederken, halen kendilerine ait taşıtların olmasını önemsiyor. Bununla birlikte, bu senaryo, araçların teknolojik olarak çok daha gelişmiş ve hafif olduğu, günümüzün dört kapılı, sürücünün önde oturarak direksiyonu tuttuğu tasarımdan çok daha farklı deneyimlerin kapısını açıyor. Bireysel sahip olunan sürücüsüz araçların yaygınlaşması durumunda ise mil başına maliyetin 0.46 dolar olması öngörülüyor.

Sürücüsüz Araçlarda Erişilebilirlik Çağı: Hem sürücüsüz hem de araç paylaşımının öne çıktığı bu dönemde mobilite yönetimi ile ilgili şirketlerin ortaya çıkması ve bu şirketlerin farklı fiyat aralığında çeşitli yolculuk deneyimleri sunmaya odaklanması bekleniyor. Bu sisteme ilk olarak şehir içinde yaşayan kullanıcıların adapte olması, sürücüsüz araç filoları yaygınlaştıkça bu akımın şehir dışına doğru yaygınlaşması muhtemel görünüyor. Paylaşılan, sürücüsüz araçların olduğu gelecekte ise, araçların hafifleşmesi, varlık verimliliğinin yükselmesi ve sürücülerin zamanının daha katma değerli işlere ayrılması gibi faktörler göz önünde bulundurulduğunda bir mil başına kişi başı maliyetin 0.31 dolara düşeceği tahmin ediliyor.

‘Mobilitenin Geleceği’ raporu hakkında daha detaylı bilgi edinmek isterseniz buradaki Deloitte rapor sayfasını  web sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Haberimizi otomotiv ve ulaşım sektöründe faaliyet gösteren okurlarımız başta olmak üzere tüm okurlarımızın ilgi ve bilgisine sunuyoruz.

Bu içeriği 3.053 kişi okudu. Bizi takibe alın, yeni haber ve içeriklerimizi kaçırmayın; 
Kategori: Analiz / Yorum, Reel Sektör
Yazar Emine Cin Hakkında

Sinop Üniversitesi İstatistik mezunu Emine Cin, İstanbul Ticaret Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümünde "Geri dönüşüm ekonomisi" üzerine tezli yüksek lisans yaptı. Ağustos 2013'ten beri bilişim sektöründe Analistlik yapan yazar; Ocak 2014'den beri Girişim Haber'de Baş Editörlük yapıyor. Yazarın ilgi alanları; girişimcilik ekosistemi, dijital ekonomi, istatistiksel algoritmalar, veri analizi, geri dönüşüm ve geri dönüşüm ekonomisi.

HGS Akademi Eğitim & Danışmanlık

Yorum Ekle

Ad Soyad *
E-mail * (Gravatar resminiz görünecek)
Web
KalınYatayAltı ÇiziliAlıntı
  •   Yorum  
  •   Önizle  
Loading
     
Bizi takip edin; yeni haber ve paylaşımlarımızı kaçırmayın, rakiplerinizden bir adım önde olun;
Twitter Profilimiz
Facebook Sayfamız
Linkedin Profilimiz
E-Bülten Aboneliği
RSS Kaynağımız