Ana Sayfa   |   Hakkımızda   |   Arşiv   |   Bulut   |   Bülten Gönderin   |   İletişim                       
Sermaye Piyasaları Kongresi: "Güçlü Sermaye Piyasaları, Güçlü Türkiye"

Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB) tarafından düzenlenen Sermaye Piyasaları Kongresi, T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleştirildi. İki gün (4-5 Kasım) süren kongrede, Türkiye’den önemli isimlerle birlikte dünyadan finans guruları, akademisyenler, piyasa temsilcileri, kurumsal ve bireysel yatırımcılar bir araya geldi.

Varlık fonu ve altyapı yatırımlarının finansmanı, İslami finans ürünleri, halka arzlar, finans teknolojiler, yabancı yatırımlar, gayrimenkul yatırımları, türev ürünler, özel sektör tahvilleri ve sermaye piyasalarında kariyer fırsatları gibi birçok değişik konunun panellerde ve eğitim seanslarında işlendi. Kongrenin en önemli başlığı ise ‘Güçlü Sermaye Piyasaları Güçlü Türkiye’.

Sermaye Piyasaları Kongresi, T.C Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Wyndham Grand Hotel Levent’te gerçekleştirildi. Kongrenin açılış konuşmasını TSPB Başkanı İlhami Koç yaptı. Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, Kongreyi şereflendiren bütün katılımcıları saygıyla selamlayan Koç, “Sermaye piyasalarının asıl fonksiyonu girişimlerin finansmanıdır. Bu kapsamda, 2016 yılında şirketlere 22 milyar dolar kaynak sağlandı. 2010’dan bu yana sağlanan kaynak tutarı ise 164 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bunun 18 milyar doları özkaynak, 146 milyar doları ise borçlanma aracı şeklinde oldu” dedi.

‘Yurtiçi Tasarrufları Artırmak Çok Önemli’

Ülkemizin yatırım dünyasında yüksek büyüme oranlarıyla dikkat çektiğinin altını çizen Koç, sözlerine şöyle devam etti: “Mevcut yurtiçi tasarruflarımızın seviyesi büyümenin finansmanında yeterli olmadığı için yurtdışından tasarruf ithal ediyoruz. Yabancı yatırımcılar, ülkemizin temel ekonomik gerçeklerinde olumsuz bir gelişme olmadığı halde sadece jeopolitik nedenlerle ülkemize gelmekten çekinmekte ya da daha yüksek risk primi talep etmektedir. Bu da ülkemizde varlık fiyatlarının düşmesine neden oluyor. Dolayısıyla, yurtiçi tasarrufları artırabilmemiz çok önemli.” İstanbul Finans Projesine de değinen Koç, “Bu kapsamda Borsa İstanbul ve Sermaye Piyasası Kurulumuzun teşvikleriyle Birliğimiz çatısı altında bir İslami Sermaye Piyasası Araçları Danışma Kurulu kurulması kararını aldık. Bu kurul, uluslararası alanda otorite olarak kabul edilen kişilerden oluşacak. Burada hedef kitlemiz sadece Türk şirketlerinin ihraç edeceği kıymetlerle sınırlı değil. Asıl hedefimiz, yabancı şirketlerin ihraçları. Dünyanın başka şirketlerince ihraç edilecek kıymetler için de görüş verecek bir uluslararası otorite oluşturmak istiyoruz.” dedi.

İlhami Koç’tan sonra konuşma yapan Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, faiz indirim kararları nedeniyle bankaları tebrik ettiğini belirterek, "Faizdeki düşüş trendi sürmek, devam etmek zorundadır. İnşallah devam edecektir. Hiçbir şekilde piyasaya müdahale edecek bir durumun söz konusu olmayacağının altını çiziyorum, açık olarak ifade ediyorum. Aynı şekilde rekabet şartlarının da hiçbir şekilde ihlali söz konusu olmayacaktır." dedi.

Nurettin Canikli, İstanbul Finans Merkezi Kanunu'nu kısa süre içinde çıkaracaklarını da bildirdi. Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi'nin açılışında konuşan Canikli, Türkiye'nin güçlü büyüme performansını sürdüreceğini ve bundan taviz vermeyeceğini vurguladı. Canikli, "Son 14 yılda Türkiye ekonomisinin en belirgin özelliği, iç ve dış tüm zorlu şartlara rağmen büyümesini sürdürebilmiş bir ekonomi olması. Türkiye'nin bu belirgin vasfı devam edecek, devam etmesi zorunlu." dedi.

Bunun için iki temel araca ihtiyaç duyduğunu ifade eden Canikli, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Yatırımın önündeki engellerin kaldırılması... En büyük engel yüksek finansman maliyetleridir. Yani yatırımcının finansmana makul bir fiyatla erişebilmesi gerekir. Özellikle küresel ölçekte faizlerin sürekli düştüğü bir ortamda TL bazında yüzde 15-16 ile finansman kullanmak zorunda kalan Türk yatırımcısının uluslararası alanda rekabet etme şansı elbette zordur. Bu nedenle o konudaki problemleri gidermemiz gerekiyor. Buna yönelik olarak sayın Cumhurbaşkanımızın uzun zamandan beri ısrarla altını çizerek talimatlandırdığı bu hususu hayata geçirmek için elimizden gelen bütün gayreti gösteriyoruz. Elbette piyasa koşullarına, piyasa işleyişine kesinlikle müdahale etmeden, buyurgan, talimat veren bir yaklaşım içinde olmadan... Bankacılık sektöründe aşırı rekabetin ortaya çıkardığı mevduatlara yüksek faizin önünü alarak bu meseleyi halletmeye çalışıyoruz."

Nurettin Canikli, bütün bu çalışmaların sonunda Türk bankalarının ciddi adımlar attıklarını, bunun da kamuoyu ile paylaşıldığını, geçilen sürecin hassasiyeti de dikkate alındığında böyle bir dönemde bankaların bu tür rasyonel karar vermelerinin son derece anlamlı, önemli ve takdire şayan olduğunu vurguladı.

Canikli, şunları kaydetti: "Bankalarımızı bu kararları nedeniyle tebrik ediyoruz. Faizdeki düşüş trendi sürmek, devam etmek zorundadır: İnşallah devam edecektir. Hiçbir şekilde piyasaya müdahale edecek bir durumun söz konusu olmayacağının altını çiziyorum, açık olarak ifade ediyorum. Aynı şekilde rekabet şartlarının da hiçbir şekilde ihlali söz konusu olmayacaktır. Tamamen istişari bir yöntemle, karşılıklı görüşerek bu meseleyi halletmeye çalışıyoruz. Bu yöntemin de başarılı olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Sayın Cumhurbaşkanımız; talimatınızı inşallah önümüzdeki dönemde ivme kazandırarak hayata geçirmeye çalışacağız, bu son derece önemli. Dünya, küresel anlamda sıkıntılı bir dönemden geçiyor ama Türkiye, bütün zor şartlara rağmen yoluna yürümeye devam ediyor."

Başbakan Yardımcısı Canikli, küresel çapta yaşananların Türkiye ekonomisi için son derece önemli olduğunu vurgulayarak, özellikle son yıllarda gelişen piyasalara yönelik yatırımcılar nezdinde ciddi kuşkular ortaya çıktığını, gelişmiş piyasalarda yatırım yapan Körfez sermayesinin son yıllarda rahat olmadığını, oralarda kendini güvende hissetmediğini söyledi.

‘Kısa Süre İçinde İstanbul Finans Merkezi Kanunu'nu Çıkaracağız’

Gelişen piyasalarda bu güvensizliği körükleyecek çok sayıda olay olduğunu belirten Canikli, şöyle devam etti: "Bu sermaye kendisine yeni güvenli liman aramaktadır. En azından riski dağıtabileceği yeni güvenilir piyasa peşinde ve ciddi anlamda bu noktada bir arayış söz konusu. İşte, Türkiye ekonomisi ve İstanbul Finans Merkezi, güvenli liman olarak buna adaydır. 1,2 trilyon dolarlık kapasitesi, bin 500 oyuncusu ile Türkiye ve İstanbul Finans Merkezi, bu tür talebi karşılayacak yeterli derinliğe ve güvenirliğe sahiptir, biz buna adayız. Zaten güvenli liman arayan, gelişen piyasalardan rahatsızlık duyan sermayenin de yönü kesinlikle Türkiye'dir. O nedenle herkesin kullanabileceği yeni finansal araçları hayata geçiriyoruz. Hem faizsiz finans araçları hem de klasik finans araçlarının sayısını artırarak daha fazla talebe cevap vermek için gereken her türlü gayreti gösteriyoruz. Kısa süre içinde İstanbul Finans Merkezi Kanunu'nu çıkaracağız."

Başbakan Yardımcısı Canikli’den sonra kürsüye T.C Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan davet edildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, küresel finans krizi başladığında, bunun Türkiye'yi teğet geçeceğini ifade ettiğini hatırlatarak, "Birileri bu sözümü o zaman kendilerince hafife almıştı. Sonuçta ülkemiz 2009 yılındaki küçülme dışında, bu kriz dönemini rekor büyüme oranlarıyla atlattı." dedi.

Erdoğan, Sermaye Piyasaları Kongresi'nde yaptığı konuşmada, kongrenin ülke ekonomisi, yatırımcılar ve tüm dünya için hayırlı olmasını diledi. İstanbul'u finans merkezi yapma yönündeki çabalarının, bu kongreyle bir adım daha ileriye gittiğini belirten Erdoğan, küresel bir platforma dönüşeceğini düşündüğü bu kongrenin, gelecek yıllarda daha geniş katılımlarla ve daha etkili tartışma konularıyla devam edeceğini ümit ettiğini söyledi.

Kongrenin katılımcı dosyasının yüksekliğine değinen Erdoğan, "Ancak bu salon bin kişi alacağı düşüncesiyle 3 bin katılımcı sayısı bu rakama indirildi. Demek ki bundan sonraki toplantı çok daha farklı merkezde, farklı salonda yapılmak suretiyle inşallah katılımı arttırmak, katılımla birlikte düşüncelerini, fikrini ortaya koymak suretiyle neticeyi daha da bereketlendirmek gerekiyor." diye konuştu.

Küresel finans krizinin, geride kalan 8 yılı aşkın süreye rağmen etkilerini hala sürdürdüğünü ifade eden Erdoğan, krizin yol açtığı olumsuz tabloyu ortadan kaldırmaya yönelik adımların atılması, reformların yapılması konusunda arzu edilen ilerlemenin henüz kaydedilemediğini aktardı.

Krizin müsebbibi olan ülkelerin, sorunun çözümü konusunda yeteri kadar gayret sarf etmediğini, gereken fedakarlığı yapmadıklarını vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Dünya ekonomisi bu sebeple hala kriz öncesi büyüme oranlarına ve istikrar ortamına kavuşamadı. Küresel finans krizi başladığında, bu krizin Türkiye'yi teğet geçeceğini ifade etmiştim. Birileri bu sözümü o zaman kendilerince hafife almıştı. Sonuçta ülkemiz 2009 yılındaki küçülme dışında, bu kriz dönemini rekor büyüme oranlarıyla atlattı. 2003-2015 yılları arasındaki ortalama büyüme oranımız yüzde 4,7 olmuştur. Geçtiğimiz üç yılda çok ciddi sıkıntılar yaşamamıza rağmen, büyüme rakamlarımız ortalamanın üzerinde gerçekleşti. Örneğin üst üste iki seçim ve ciddi terör olayları yaşadığımız 2015 yılını, yüzde 4 büyümeyle kapattık. Geçtiğimiz yıl büyümede dünya ortalaması yüzde 3,1'iken, gelişmiş ülkelerin büyüme oranı yüzde 2'dir. Çin ve Hindistan hariç, gelişmekte olan ülkelerin büyüme oranları da yüzde 2 civarında kalmıştır. Ülkemizin bu yıl da ona benzer bir büyüme oranını yakalayacağına inanıyorum."

Türkiye için geride kalan yılın en önemli göstergelerinden birinin ihracat olduğuna değinen Erdoğan, ihracatın maalesef yüzde 8,7 gerilediğini ama yine geçen yıl dünya ihracat hacminin yüzde 11 daraldığını anlattı.

Dolayısıyla Türkiye'nin durumunun dünya genelinden, özellikle de Avrupa'dan çok daha iyi olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Üstelik ülkemiz, diğerlerinden farklı olarak Ortadoğu, Kuzey Afrika, Kafkasya, Karadeniz gibi kriz bölgelerinin çok yakınında bulunuyor. Bilhassa komşularımız Suriye ve Irak'taki her gelişme bizi çok yakından etkiliyor." dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu derin istikrarsızlık ortamına rağmen, Türkiye'nin hedefleri doğrultusunda ilerlemeyi sürdürmesinin taktire şayan olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bakıyorsun ABD'ye faiz oranları daha geçen yıla kadar 0,25'ti. Şimdi 0,50 filan. Geliyorsun Avrupa'ya 0,50, 1, 1,50. Japonya eksi, İsrail hakeza oralarda. Bize bakıyorsun, aman yarabbi... 15, 16, 17 buralarda. Bununla yatırımcı bu piyasaya nasıl girsin?" dedi. Sermaye Piyasaları Kongresinde kentsel dönüşüm çalışmalarında hedeflerinin 20 yılda 6,5 milyon konutun yenilenmesi olduğunu anlatan Erdoğan, terör nedeniyle Güneydoğu, Doğu Anadolu bölgelerindeki kentsel dönüşüm çalışmalarının, altyapı, üst yapı olarak hızlanarak devam ettiğini dile getirdi.

Türkiye'nin yatırımlar bakımından bir başka önemli özelliğinin de dünyadaki en yaygın ve başarılı kamu özel sektör işbirliği projelerine ev sahipliği yapması olduğunu belirten Erdoğan, büyük altyapı yatırımlarının sadece kamu kaynaklarıyla yapılabilmesinin mümkün olmadığını, özellikle finansman konusunda mutlaka özel sektörün devreye sokulması gerektiğini ifade etti.

‘Parayı Yastığın Altında Saklamak Bir Gaflet’

Türkiye'nin bir yandan uluslararası yatırım şirketleri için cazip imkanlar sunarak, diğer yandan kendi bankacılık sistemini güçlendirerek, yatırımların finansmanı konusunda şu ana kadar sıkıntı çekmediğini ancak Türkiye'nin çok büyük hedefleri olduğunu dile getiren Erdoğan, "Büyük düşünmeye mecburuz. Biz küçük düşünemeyiz. İşte bu adım şu anda bunun en önemli göstergesidir. 2023 hedeflerimize ulaşmak için yatırımlarımızı çok daha fazla artırmak, hızlandırmak mecburiyetindeyiz. Bunun için de yerli ve yabancı tüm yatırımcıların finansman kaynaklarına erişimlerini kolaylaştırmak için harekete geçtik." diye konuştu.

Recep Tayyip Erdoğan, şöyle devam etti: "Önümüze bariyer oluşturmak istediler. İşte bunu Körfez geçişinde yaptılar. Önce küresel sermaye buraya destek vermedi ve yerli sermaye, hatta yerli finans sektörü de önce girmedi. Önce kamu finans sektörüyle başlandı, daha sonra özel sektör finans olarak buraya katıldı. Aynı durumu havalimanında da yaşadık. Burada bir şeyi açık konuşmam lazım, o da şudur; ben paranın siyasetinde Nurettin kardeşim kadar kabiliyetli değilim. Açık konuşacağım o da şudur; bir defa bu ülkenin değerlerine, bu ülkenin ayağa kalkmasına hep birlikte destek vereceğiz. Çünkü parayı yastığın altında saklamak nasıl bir gafletse, finans sektörünün de parasını kasalarda tutması, hayata, piyasaya sürmemesi o denli gaflettir."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu paranın büyük bir çoğunlukla finans sektörünün kendi öz sermayesi olmadığını anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Öz sermayesi olanlar çok nadir, onlar geçmişte kaldı veya öz sermayesi var, vatandaşın mevduatıyla ne yapıyor? Kendisine güç aktarıyor. Biz de diyoruz ki madem bu gücü bu şekilde elde ettin, şimdi bir de dünya piyasalarına bakacaksın. Dünya piyasalarında finansta faiz oranları nedir Türkiye'de nedir? Başbakan Yardımcımız ifade etti, 15, belki daha da ileri. 16, 17, hatta hatta adeta tefecilerle yarışanları da var kusura bakmasınlar. Biz diyoruz ki burada tefecilerle yarışmak değil, tam aksine 'Ben ülkem için ne yaptım? Bu yıl sonu itibarıyla benim bankam şu kadar para kazandı', diyeceğimize 'Hem kazandım hem de bu ülkenin kalkınmasına şu kadar finans desteği verdim.' diyebiliyor muyuz? Önemli olan bu. Bu çok önemli. Birçok yatırımcımız parayı ucuza mal edemediği için ne yapıyor? Çok ciddi sıkıntılar çekiyor ve onun için de giremiyor. Zaten sözleşme kağıdına baktığı zaman karınca gibi, zavallı sıkışmış, daralmış onu okumaya bile fırsat bulamıyor. Okumuyor, hemen önüne getirildiği zaman imzayı atıyor ve ödemesi gereken faiz neyse ondan sonra bir de onu başlıyor ödemeye.”

Bu konuda sermaye piyasaları olarak çok ciddi bir adım atılması gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”İnşallah şimdi finans merkezi olarak İstanbul'un bu yeni atacağı adımlarla dünya finans merkezleriyle bir yarışın içerisinde olacağını ben inanıyorum. Burada en ufak bir şüphem yok ve bunu örnek hale getirmemiz lazım. Bir diğer adımın da İslami finans noktasında, "Ben faize paramı yatırmam" diyenler için de bir kapı açılması gerektiğine işaret eden Erdoğan, "Nedir bu? İşte bütün katılım şirketlerinin de bu sektörde yerini alması. Bu da büyük önem arz ediyor. Şu anda varlık fonu bana göre Türkiye'nin çok geç kalmış bir projesidir. Varlık fonuyla beraber tabii ortada oluşacak Asset'ler inanıyorum ki bizim gücümüzü ulusal, uluslararası bütün bu bazda artıracaktır. Bu konuda da hükümetimize ben başarılar diliyorum. Varlık fonunu yönetecek olan arkadaşlarımıza da şimdiden başarılı bir süreç temenni ediyorum." şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, faize dayalı küresel finans sisteminin, sukuk gibi, alt yapı gayrimenkul yatırım ortaklığı gibi insaflı finans araçlarıyla yeni bir yörüngeye oturtulmasına ihtiyaç olduğunu söyledi.

Erdoğan, Sermaye Piyasaları Kongresi'ndeki konuşmasında, 2013'te yürürlüğe giren Sermaye Piyasaları Kanunu ile birçok konuda yeni yöntemlerin devreye alındığını söyledi.

Bankaların yanında hisse senedi, tahvil, bono, sukuk, gayrimenkul yatırım ortaklığı, alt yapı gayrimenkul ortaklığı, gayrimenkul sertifikası gibi çok sayıdaki formülün yatırımcıların hizmetine sunulduğunu ifade eden Erdoğan, "Yatırımcılara çağrımız şudur: Banka kredisi yanında veya onun yerine bu yöntemleri kullanarak, gelin faiz yükünüzü, yani maliyetinizi düşürün. Böylece hem kamunun finansman yükü azalacak, hem de özel sektörün verimliliği artacaktır." diye konuştu.

Erdoğan, bu yılın ilk 10 ayında Sermaye Piyasası Kurulunun bu tür araçları ihraç eden şirketlere verdiği izin tutarının 300 milyar lirayı bulduğunu anlatarak, şirketlerin, bir kısmını yurt dışında, bir kısmını da yurt içinde sattıkları bu senetlerle kendileri için önemli bir kaynak girişi sağladıklarını kaydetti.

Çok yakında sermaye piyasası araçlarıyla sağlanan finansmanın banka kredilerinin tutarını aşacağına inandığını ifade eden Erdoğan, Türkiye'deki faizlerin hala çok yüksek olduğunu da belirtti.

Erdoğan, şunları söyledi: "Faize dayalı küresel finans sisteminin, sukuk gibi, alt yapı gayrimenkul yatırım ortaklığı gibi insaflı finans araçlarıyla yeni bir yörüngeye oturtulmasına ihtiyaç vardır. Faizden para kazanmak yerine gelin, yatırımdan para kazanmak, sadece insaflı değil aynı zamanda sürdürülebilir bir modeldir. Bunun üzerinde duralım. Bu finansman araçlarını ön plana çıkartamayan ülkelerin halen yaşadıkları krizden daha uzun yıllar çıkamayacaklarına inanıyorum. Türkiye diğer tedbirlerle birlikte yatırımcılara güvence sağlayacak hukuki alt yapı kurma konusunda da son 14 yılda ciddi bir atılım yapmıştır. Tüm önemli kanunlar ve alt düzenlemeler yenilenmiş, hedeflerimize uygun yeni kanunlar çıkartılmıştır. Aynı şekilde tasarruflarımızı güçlendirecek önlemler alınmıştır."

Yılbaşında hayata geçirilecek Türkiye Varlık Fonu'nun önemli bir kaynağa ev sahipliği yapacağını anlatan Erdoğan, yaklaşık 13 milyon kişiyi kapsayan otomatik katılımlı bireysel emeklilik sisteminin de yılda 100 milyar liralık bir kaynak oluşturacağını kaydetti.

Erdoğan, böylece yatırımlar için gereken uzun vadeli ve düşük maliyetli finansman ihtiyacını karşılayacak imkanlara kavuşulacağını belirterek, kongrede bugün ve yarın yapılacak toplantılarda bu konuların enine boyuna tartışılmasını, kamu ve özel sektör için ufuk açıcı görüşlerin ortaya konulmasını özellikle dilediğini söyledi.

Sermaye Piyasaları Ödülleri

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sözlerini Kongrenin başarılı geçmesi temennisinde bulunarak konuşmasını tamamladı. Ardından, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, İstanbul’un dünyanın önemli finans merkezlerinden biri olması vizyonu sebebi ile plaket ve hat sanatının güzel bir örneği takdim edildi. Erdoğan da finans sektöründe ödüle değer bulunan 7 şirketin temsilcilerine plaketlerini verdi.

Finans Sektöründe Ödüle Layık Görülen 7 Şirket

  • Finans Sektörü En Büyük Yurt İçi Tahvil İhracatçısı İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali,
  • Finans Sektörü En Büyük Yurt Dışı Tahvil İhracatçısı Garanti Bankası Genel Müdürü Ali Fuat Erbil,
  • Reel Sektör En Büyük Yurt Dışı Tahvil İhracatçısı Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Koç,
  • Reel Sektör En Büyük Yurt İçi Tahvil İhracatçısı Başkent Elektrik Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Göçmen,
  • En Büyük Sukuk İhracatçısı 1,3 Milyar TL Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan,
  • En Büyük Emeklilik Fonu Kurucusu Aviva SA Genel Müdürü Meral E. Kurdaş,
  • 15 Temmuz sonrası En Büyük Tahvil İhracatçısı Vakıflar Bankası Genel Müdürü Halil Aydoğan

“Güçlü Sermaye Piyasaları, Güçlü Türkiye’’ ana teması ile düzenlenen Sermaye Piyasaları Kongresi hakkında daha detaylı bilgi edinmek isterseniz www.sermayepiyasalari.com web adresini ziyaret edebirsiniz.

Haberimizi tüm okurlarımızın ilgi ve bilgisine sunuyoruz.

Not: Bu haberimizi beğendiyseniz bizi takibe alın, diğer haberlerimizi kaçırmayın; 
Kategori: Etkinlikler, Girişimcilik Ekosistemi, Ulusal
Print
Yazar Emine Cin Hakkında

Sinop Üniversitesi İstatistik mezunu Emine Cin, İstanbul Ticaret Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümünde "Geri dönüşüm ekonomisi" üzerine tezli yüksek lisans yaptı. Ağustos 2013'ten beri bilişim sektöründe Analistlik yapan yazar; Ocak 2014'den beri Girişim Haber'de Baş Editörlük yapıyor. Yazarın ilgi alanları; girişimcilik ekosistemi, dijital ekonomi, istatistiksel algoritmalar, veri analizi, geri dönüşüm ve geri dönüşüm ekonomisi.

Yorum Ekle

Ad Soyad *
E-mail * (Gravatar resminiz görünecek)
Web
KalınYatayAltı ÇiziliAlıntı
  •   Yorum  
  •   Önizle  
Loading
     
Bizi takip edin; yeni haber ve paylaşımlarımızı kaçırmayın, rakiplerinizden bir adım önde olun;
Twitter Profilimiz
Facebook Sayfamız
Linkedin Profilimiz
Google + Sayfamız
RSS Kaynağımız