Ana Sayfa  |  Hakkımızda  |  Hizmetlerimiz  |  Arşiv  |  Bulut  |  Bülten  |  Reklam ?  |  İletişim                 
 Girişim Haber
Türkiye, Kalitesi ile 2023'te Bölgenin Yazılım Üssü Olabilir!

Türk iş dünyasını ve yazılım sektörünü kod yazmadan yazılım geliştirme ile buluşturan Octopod’un Yönetim Kurulu Üyesi Burç Pekmezoğlu, “Dünyanın gündeminde olan no-code kavramının sektör tarafından benimsenmesi ve yerli yazılım tercihi ile 2023 yılında Türkiye, kalitesi ile bir yazılım üssü olabilir” dedi.

Gerçek Bir Teknolojik Atılımla, Cari Açığımızın Tamamı Kapatılabilir

Pekmezoğlu, “Dünyada bilişim sektörü büyüklüğü 5 trilyon dolar, yazılım sektörü büyüklüğü ise 3,5 trilyon dolar civarında. Ülkemizde ise bilişim sektörü büyüklüğü 2017 rakamlarına göre 25 milyar dolar, yazılımın payı ise 6 milyar dolar civarında gerçekleşmişti. 2018 yılında yaşanan olumsuz ekonomik etkenlere rağmen sektörün yüzde 25 büyüdüğü ön görülmektedir. Ancak bu durum ülke hedeflerimizin gerisindedir. Burada görmemiz gereken, yazılım sektörünün, bilişim sektörüne oranı dünyada %70’ler oranında. O zaman biz 25 milyar büyüklükteki bilişim sektörümüzde, bu yıl 20 milyar dolar’lık bir fırsatı kaçırıyoruz ki bu Türkiye’nin cari açığını tek başına ciddi anlamda düşürebilecek bir güçtür. 2023 planımız kapsamında gerçek bir teknolojik atılımla, cari açığımızın tamamı, sadece bu şekilde kapatılabilir.”

Yerli Yazılım Tedirginliğini Üzerimizden Atmalıyız

Yerli yazılımların Türkiye yazılım pazarının sadece %24 oranında bir paya sahip olduğunu belirten Pekmezoğlu, “yerli yazılım önce ülkemizde tercih edilmeli ki dünya markaları çıkarabilelim. Her alanda yerli yazılımcıların seçilmesi, dünyada rekabetçi olmamız için olmazsa olmaz. Özellikle kamunun yerli yazılıma yönelik tedirginliğini üzerinden atması, yerli ve milli yazılım üreticilerinin desteklenmesi, gerekiyor ise kamuda özellikle yerli yazılım kullanımını zorunlu tutmak gereklidir. Biz halen, kendi ürünlerimizi beğenmeyerek, tüm bilgimizi Amerika’ya, Almanya’ya ve benzeri ülkelere veriyoruz. Burada, diyenler olabilir ki, yerli yazılımlar yeterli kalitede değil. Bu ön yargıyı kırmak adına diyoruz ki, gelin kıstasları belirleyelim ve somut karşılaştırmalar yapalım. Biz dünyanın en büyük yazılım firmaları dahil, kalite olarak somut kıstaslarla, karşılaştırmaya hazırız, yeter ki, buyursunlar bizimle yarışa bilsinler. Bu güce sahip bir yabancı yazılım varsa, buradan hodri meydan diyoruz.

Artık Türkiye Sadece İnşaat, Tekstil ve Yan Sanayisiyle Tanınmamalı

“Bizim hayalimizdeki Türkiye, teknoloji gücüyle önderlik yapan bir Türkiye” diyen Pekmezoğlu sözlerini şöyle devam ettirdi; “İhtiyacımız olan yazılımların yerli karşılıklarını liseden başlayarak üniversitede, derslerimizin içerisinde öğrencilerle buluşturmak, örneğin bir endüstri mühendisinin yerli ERP’leri tanıyarak okuldan mezun olmasını sağlamamız gerekmektedir. Ayrıca, liselerimizde bacasız sanayi olan yazılım sektörüne işçi yetiştirecek programları devreye almamız, reel sektörle bu konuda iş birliklerini geliştirip, yabancı yazılımların tecrübesinde yazılımlar geliştirmeliyiz. Ancak bu şekilde dünyaya açılarak Türkiye ismini yüceltebilir ve Türkiye’nin teknoloji üreten bir ülke olarak algılanmasını sağlayabiliriz. Artık Türkiye sadece inşaat gücüyle, sadece tekstil tedarikçisi pozisyonuyla, yan sanayisiyle tanınmamalı.”  dedi.

Dünyanın Gündemindeki NO-CODE ve LOW-CODE Kavramına Eğilmeliyiz

Türkiye bilişim teknolojileri sektörünün 2023 yılında 160 milyar dolar büyüklüğe ulaşması hedefleniyor. Bu hedef doğrultusunda atılacak yeni adımlar ile yazılım sektörünün her sene %20-25’lerden de fazla oranında büyüyerek 2023 yılında 80 milyar dolara ulaşması ve yazılım pazarında yerli yazılım oranının %80’e ulaşmasının mümkün olacağını dile getiren Pekmezoğlu, “Türkiye’de yerli yazılıma ilgi her geçen gün artmakta. Bu hedeflere ulaşmak, Türkiye’yi sahip olduğu genç nüfus ile kaliteli bir yazılım üssü haline getirmek uzak bir hedef değil.Ünlü analistler “Dijital dönüşüm için yazılımcıları beklersek, korkarız ki başarısız olacağız” diyorlar. Bu söylem yazılımcılara karşı değil, yeni teknolojiye atıfta bulunan bir söylem. Çünkü kod yazmak büyük bir vakit, emek, insan kaynağı gerektiriyor. Bu nedenle ciddiyetle ele alınması gereken konu, no-code, low-code pazarı. Dünyanın gündeminde olan no-code ve low code pazarının 3-5 yıl içerinde her yıl yüzde 100’den fazla büyüyeceği öngörülüyor. Biz de yüzümüzü buraya çevirmeliyiz. Öğrencilerimiz bu yeni dili öğrenmeli” dedi.

Gençler İş Arıyor, Sektör Personel Açığı Yaşıyor

Yazılım süreçlerinde çalışacak çok sayıda yetişmiş insan kaynağına ihtiyaç duyduğumuzu belirten Pekmezoğlu, “Üniversitelerde eski yazılım dilleri öğretilmekte ve gençlerimiz mezun olduktan sonra iş hayatına hemen dahil olamamakta. Gençler iş arıyor, sektör personel açığı yaşıyor. Buradaki en büyük sorun, gençlerimize yazılım öğretilirken, dünün ve bugünün teknolojisini öğretmemizdir. Bu gençler 5-10 yıl içinde iş hayatına atıldıklarında bugünkü teknoloji yeterli gelmeyecektir. Bu sebeple, bugünden yarının teknolojisini öğretmeliyiz. 5 yıl süren Ar-Ge süreci sonunda sektöre sunduğumuz, şu anki haliyle AR-GE olarak 8. yılını bitirmiş olan kod yazmadan yazılım imkanı sunan yeni uygulama geliştirme dili Octopod ile gençlerimiz kod yazmadan uygulama geliştirmeye başladı. Bu gibi örnekler artmalı. Octopod artık üniversitelerde ders olarak yer alıyor. Öğrenciler Octopod ile web üzerinde çalışan, her yerden ulaşılabilen, 6 ila 20 kat daha hızlı uygulama geliştirebiliyorlar. 2 yılda 1000’den fazla gencimize ücretsiz olarak kod yazmadan uygulama geliştirme eğitimi verdik, vermeye de devam edeceğiz. No-code kavramının anlaşılması, sunduğu fırsatların öğrenilmesi ile yazılım sektörümüz bir değişimi tamamlayacak ve kaliteli bir yazılım üssü olmamızın önünde bir engel kalmayacak.”

Haberimizi tüm okurlarımızın ilgi ve bilgisine sunuyoruz.

Bu içeriği 1.011 kişi okudu. Bizi takibe alın, yeni haber ve içeriklerimizi kaçırmayın; 
Kategori: Analiz / Yorum, Bilişim / Yazılım / İnternet
Yazar Emine Cin Hakkında

Sinop Üniversitesi İstatistik mezunu Emine Cin, İstanbul Ticaret Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümünde "Geri dönüşüm ekonomisi" üzerine tezli yüksek lisans yaptı. Ağustos 2013'ten beri bilişim sektöründe Analistlik yapan yazar; Ocak 2014'den beri Girişim Haber'de Baş Editörlük yapıyor. Yazarın ilgi alanları; girişimcilik ekosistemi, dijital ekonomi, istatistiksel algoritmalar, veri analizi, geri dönüşüm ve geri dönüşüm ekonomisi.

HGS Akademi Eğitim & Danışmanlık

Yorum Ekle

Ad Soyad *
E-mail * (Gravatar resminiz görünecek)
Web
KalınYatayAltı ÇiziliAlıntı
  •   Yorum  
  •   Önizle  
Loading
     
Bizi takip edin; yeni haber ve paylaşımlarımızı kaçırmayın, rakiplerinizden bir adım önde olun;
Twitter Profilimiz
Facebook Sayfamız
Linkedin Profilimiz
E-Bülten Aboneliği
RSS Kaynağımız