Start-up'ların Sakınması Gereken 8 Davranış Türü

Hayatlarına yeni başlayan girişimlerin ilk başlarda yaşayacağı aksaklıkları hızlıca aşmaları gerekiyor. Fakat birçok Start-Up neye ihtiyaç duyduğunu ve hangi davranışlardan kaçınması gerektiğini aslında yolda öğreniyor. İşte start-up2ların sakınması gereken 8 davranış türü. Detaylar haberimizde..

Hayatlarına yeni başlayan girişimlerin ilk başlarda yaşayacağı aksaklıkları hızlıca aşmaları gerekiyor. Fakat birçok Start-Up neye ihtiyaç duyduğunu ve hangi davranışlardan kaçınması gerektiğini aslında yolda öğreniyor.

İngiliz programcı ve risk sermayesi yatırımcısı Paul Graham’ın bakışıyla  Start-Up’ların kaçınması gereken 8 davranışı sizin için derledik.

1- Gelişime uygun olmayan ortam

Start-up’ların kurulduğu şehir ve ortam da başarılarını etkileyen önemli unsurlar arasında yer alıyor. Örneğin farklı endüstrilerle etkileşime girebilecekleri bir sanayi altyapısı, ya da farklı tüketici/kullanıcı alışkanlıklarına sahip grupların bulunmadığı noktalarda hayat geçirilen bir girişimin doğal sınırlarına ulaşıp büyümesini durdurması da oldukça hızlı oluyor. Bazı şehirler ya da bölgelerde kurulan Start-up sayısının fazla olması kesinlikle tesadüf değil. Kurulduğu bölgede ilişkilerini geliştirebileceği birçok aktör olan ve sonrasında da yurt dışına açılacak bağlantıları bulabildikleri bir atmosfer başarını şansını artırıyor. Dolayısıyla iyi bir fikri hayata geçirmek için kısıtlı bir ekosisteme sahip coğrafyadan kaçınmak gerekiyor.

2- Marjinal bir sektör seçimi ve rekabetten kaçınma

Start-Up’ların yaptığı hatalardan bir diğeri ise rekabetten kaçınmayı amaçlayarak kendilerine oldukça farklı hatta bazen marjinal boyutlarda bir sektör ve ihtiyaç seçerek tüm kurgularını o ihtiyacı çözümleyeme adamak. Belli yaşın altındaki çocukları top oynarken izlediğinizde aslında toptan korktuklarını ve topa yaklaştıklarında çekingen hareketler yaptıklarını fark edebilirsiniz. Rekabetten kaçmak için marjinal bir proje seçmek de buna benzer bir durumdur. Bu aynı zamanda Start-Up’ın erişebileceği doğal sınırlarını kısıtlamayı da baştan kabul etmekle eşdeğer.

3- Tek kişilik dev kadro

Tek bir kişi tarafından kurulan başarılı Start-Up’ların sayısının birden çok kurucuya sahip olanlara oranla çok daha az olduğunu fark etmiş miydiniz? Hatta tek kişi tarafından kurulduğunu düşündüğünüz birçok şirketin bile kurucu kadrosunda birden çok kişi yer alıyor. Bu aslında tesadüften öte bir durum.

Bir Start-Up fikriyle yola çıkmak tek kişi için oldukça zorlayıcı süreçler içeriyor. Tüm işi kendi başınıza halletseniz bile beyin fırtınası yapacak yol arkadaşlarına ve deneyimlerinden faydalanacağınız başka insanlara ihtiyacınız var. İyi bir fikir ve iyi bir ekiple yola çıktıktan sonra ise bu fikri hayata geçirmek için tüm gücüyle çalışarak arkadaşlarını geride bırakmamayı benimsemiş bir kadro yaratmak en önemlisi.

4- Yazılım alanında yeterli yetkinliğe sahip olmamak

Birçok başarılı Start-Up’ın kurucusunun bilgisayar programcıları ya da kod yazmakla ilgili bilgisi yüksek kişiler olduğu dikkat çeken bir gerçek. Bunun yanında 90’lı yıllardaki birçok e-ticaret girişiminin başarısızlığında rol oynayan faktörlere baktığımızda ise genellikle kod yazma becerileri yeterli olmayan programcılar öne çıkıyor. Özellikle yazılım geçmişi olmayan kişilerin başta olduğu Start-Up’larda başarılı yazılımcılar seçmek ve işe alınan yazılımcının yeteneklerinden emin olmak oldukça önemli.

5- Yanlış platform seçimi

Doğru yazılımcıyı seçmek gibi uygulamanın geliştirileceği platformun doğru seçilmesi de hayati önem taşıyor. Örneğin PayPal X.com ile birleştikten sonra şirketin yeni CEO’su Windows tabanlı bir sisteme geçmek istediğinde PayPal kurucularından Max Levchin, yazılımlarının Windows’ta da Unix de olduğu gibi yalnızca yüzde 1 oranında büyüdüğünü gösterdi. Bu durum şirkette CEO değişimi yaşanmasına neden oldu. İlk dönemde uygulama dağıtımı için yeni bir yöntem olarak görülen Java’nın günümüzdeki durumu da bu alanda öne çıkan örneklerden bir diğeri.

6- Piyasaya çıkmadan önce çok vakit kaybetmek

Birçok şirket başarılı bir yazılım ortaya koymadan önce oldukça sıkı bir çalışma yürütüyor. Hatta genellikle yazılımlar piyasaya sürüldüklerinde yüzde 85 oranında tamamlanmış durumdadırlar. Start-Up’lar genellikle eksikleri tamamlama düşüncesiyle uygulamanın çıkışını geciktirmek için bir sürü noktaya takılabilirler. Örneğin son anda akla gelen bir yan özellik nedeniyle ana ürünün kullanıcıya sunulması bekletilebilir. Buradaki altın kural ise hiçbir yazılım, uygulama ya da ürün kullanıcıyla buluşana kadar tamamlanmış olmaz. Dolayısıyla uygulamanın belli bir olgunluğa ulaştıktan sonra vakit kaybetmeden kullanıcıya sunulmalı ve sonrasında gerekli yamalarla eksiklerin kapatılması yolu tercih edilmeli.

7- Kaynakları yanlış kullanmak

Günümüzde girişimcilik ekosistemi giderek genişliyor ve yatırımcıların bu alana olan ilgisi de artıyor. Fakat girişimlerin aldıkları yatırımları ya da topluluk fonlaması gibi yöntemlerle elde ettikleri kaynakları doğru şekilde harcaması ve para kazanma evresine kadar bu kaynaklarını yetirebilmesi oldukça önemli. Kaynakların yanlı harcanması, plansız şekilde ürün-uygulama-yazılım geliştirme ya da gerekli kaynağa ve ihtiyaca sahip olmadan çok fazla kişiyi işe almak yapılan hataların başında geliyor. Bunu önlemek için mali anlamda düze çıkana kadar kod yazan ve müşteri/kullanıcı bulmak için çalışan kadrolara yoğunluk verilmesi önem taşıyor.

8- Yatırımcılarla zayıf ilişkiler kurmak

Start-Up’ların kurucu kadrosu için hayati olan dinamiklerden bir diğeri ise yatırımcılarla olan ilişkilerini sağlıklı bir düzeyde sürdürebilmek. Yatırımcılardan kimi zaman planlara uymayan ya da kurucu kadronun düşünceleriyle çelişen istekler gelebiliyor. Bu durumda onları görmezden gelmek ise en büyük hataların başında geliyor. Yatırımcılarla çatışma yaşamaktan ziyade onların ilgisini ürüne yönlendirmek ve ilişkileri doğru yönetmek enerji kaybetmeden hedefe doğru yol almayı kolaylaştırıyor.

Radore Blog kaynaklı haberimizi tüm okurlarımızın ilgi ve bilgisine sunuyoruz.

Bu içeriği 3.804 kişi okudu.
Kategori: Analiz / Yorum, Girişimci Rehberi
Yazar Emine Ertaş Hakkında
Sinop Üniversitesi İstatistik Bölümü mezunu Emine Ertaş, İstanbul Ticaret Üniversitesi Endüstri Mühendisliği'nde "Geri dönüşüm ekonomisi" üzerine tezli yüksek lisans yaptı. Ocak 2014 ile Ocak 2020 tarihleri arasında Girişim Haber'de Baş Editörlük yapan Ertaş, aldığı iş hayatına akademisyen olarak devam etme kararı ile Şubat 2020 itibairyle Beykent Üniversitesi Lojistik Bölümünde Öğretim Görevlisi olarak çalışıyor.
Yeni Çıktı! Okudunuz mu?

Yorum Ekle

Ad Soyad *
E-mail * (Gravatar resminiz görünecek)
Web
KalınYatayAltı ÇiziliAlıntı
  •   Yorum  
  •   Önizle  
Yükleniyor