Ana Sayfa  |  Hakkımızda  |  Hizmetlerimiz  |  Arşiv  |  Bulut  |  Bülten  |  Reklam ?  |  İletişim                 
 Girişim Haber
Girişimci Bir Firma Nasıl Rekabet Eder, Nasıl Edemez?

Girişimci Bir Firma Nasıl Rekabet Edemez? Soruyu böyle sorunca verilecek cevapların da tam tersi oldukça işimize yarar. Bir firma rekabette geride kalmak istiyorsa öncelikle yapması gereken şey yönetimde geleneksel kalıpları aynen uygulaması ve de çalışanlarını makinenin bir parçası gibi görmeye devam etmesidir.

Ayrıca en ufak bir krizde ilk ödün verdiği şeyin ürün veya hizmetin kalitesi olması ve kendi iş yerini dünyanın sınırları olarak görmesi de rekabette geride kalması için sebep olarak yeter de artar bile.

Yine her şeyi biliyorum diyen işletmelerinde ayakta kalması pek mümkün gözükmüyor. Ama bizim firmaların bilmediği bir şey yok, her şeyi biliyor maşallah. İkinci el bir araba alırken mutlaka ustasına baktırıp referans alırken, bir iş kurarken işin uzmanına sormak gibi bir derdi yok hiç kimsenin. Sonuç: piyasaya giren firmaların birinci beş yılda %75’i batıyor. İkinci beş yılda ise kalan 25 tanesinin sadece 8 tanesi ayakta kalma becerisi gösterirken, üçüncü beş yılda ilk yüz taneden elimizde kala kala üç tanesi kalıyor.

Şu anda piyasalarda sürekli koşan ama ne kadar hızlı olursa olsun ancak yerinde sayabilen bir mekanizma anlayışı söz konusudur. Sanki koşu bandı bir piyasa ve kendi hızını sürekli arttıran bir işleyişe sahip. Geçmişe göre şu an iki misli hızlı koşmak gerekir. Koşmak ise inovasyon nefesiyle ancak mümkün. Yani aslında yerinde saymak bile marifet sayılacak neredeyse.

Firmaların pozisyonlarını korumak ve ileri hamleler yapabilmeleri için yapması gerekenler:

  • Mal ve hizmetlerin standartlarını sürekli yükseltilecekler,
  • Maliyetlerini sürekli azaltacaklar,
  • Teknolojik alt yapılarını devamlı güncelleyecekler,
  • Değişen müşteri taleplerine yönelik kendini yenileyebilme becerisine sahip olacaklar,
  • Güçlü network elde etmenin peşine düşecekler,
  • Etkileşime açık olacak ve de ilave etkileşim sağlayacaklar,

Firma içinde iletişimi geliştirecek ortamı oluşturacak ve hem müşteri ve hem de çalışanların firmaya olan aidiyeti arttırmanın yollarını arayacaklar.

Bütün bunlardan amaç ise firmanın kısıtlı kaynaklarıyla piyasada ki büyük vakuma cevap verebilecek bir düzeneğin oluşmasını sağlamak.

Bir markanın öncelikle değer üretmesi ve müşterinin gözünde değerli olması gerekmektedir. Bir markaya değerli demek için aşağıdaki unsurlar sağlanmalıdır.

  • Pazar (geniş bir kitleye hitap etmek)
  • İstikrar (kalıcı olan)
  • Liderlik (sektörde önde olmak)
  • Kar trendi (karlı iş yapmak)
  • Destek (sürekli yatırım yapmak)
  • Coğrafi yaygınlık
  • Koruma (markayı ve ürünleri koruma altına alma)

KOBİ’lerin hedefi büyük olmalıdır. Büyümek içinde kâr etmek kaçınılmazdır ve kâr edemeyen bir işletmenin batması da makûs talihtir.

İşletmelerin karlılığının artması da verimlilikteki artışa, markalaşmaya, inovasyon ve Ar-Ge ye verdiği öneme ve finansal yönetimi akıllıca yapmasına bağlıdır. Ülkemizde ki verimliliğin Avrupa’ya göre 1/3 oranında olması firmalarımızın inovasyondan çok verimliliğe ağırlık vermesine yol açmaktadır. Bu da firmalarımızın kar oranı düşük ürün üretmesine ve ülke açısından da katma değerin düşük kalmasına yo açmaktadır. Düşük katma değer ise ülkemizin dünya klasmanında gerilere doğru düşmesine sebep olmaktadır.

Ülkemizin dünya liginde geri kalmasının belli sebepleri vardır. Bu sebeplerin üzerinde ince ince çalışmadığımız sürece avantajlı bir duruma geçmemizin imkânı yok.

Ülkemizin katma değerli ürün üretme becerilerini ve ihracat içindeki payları acıklı bir durum arz etmektedir.

Aşağıda ülkemizin teknoloji ihracatındaki oranlar kategorik olarak verilmiştir.

  • Orta-düşük teknoloji  ihracatı  % 43,6
  • Düşük teknoloji   ihracatı  % 36,1
  • Orta-yüksek teknoloji   ihracatı  % 17,8
  • Yüksek teknoloji ihracatı  % 2,6

Bir şeyi erken anlamak bazen büyük avantajlar sağlar. Mesela dünyada özellikle son on beş yıl içinde piyasalarda büyük değişimler yaşanıyor. Bu paradigma değişimini anlamak istemeyen firma ve kurumların sonu yok maalesef.

Bu paradigma değişimlerini örneklerle anlatalım:

  • Eski anlayışta kâr/büyüme/kontrol varken yeni anlayışta ise sürdürülebilir girişim var,
  • Eski anlayışta kârlılık varken yeni anlayışta ise sürdürülebilirlik kârlılık var,
  • Eski anlayışta büyüme varken yeni anlayışta ise denge var,
  • Eski anlayışta güç madde iken yeni anlayışta ise güç zekâ demek,
  • Eski anlayışta Teknik etkinlik önemliyken yeni anlayışta ise çevresel etkinlik önemli,
  • Eski anlayışta Doğa üzerinde baskı söz konusu iken yeni anlayışta ise doğa ile uyum öne çıkmış durumda.

2000 yılı sonrası yaşanan küreselleşmenin etkileri; piyasa, organizasyon ve birey boyutlarında yarattığı değişimler açısından önem taşımaktadır.

Piyasa açısından bakıldığında, yeni sürecin sermayeyi bilgi ile ikame ettiği, bilginin ciddi bir güç olduğu; piyasada etkinliğin, üreticiden tüketiciye kaydığı, ürün bazında elektronik ticaretin, ülkeler bazında ise Çin ve Asya’nın öne çıktığı görülür.

Diğer taraftan, insan kaynağının paradan daha önemli hale geldiği ve dolayısıyla 21. yüzyılda ülkelerin gelişme düzeylerini sahip oldukları işgücünün niteliğinin belirlediği açık bir şekilde ortaya çıktı. Artık firmaların değerleri fizik ve/veya finansal tabloları değil entelektüel sermayeleri. Artık firmanın gücü çalışanlarının kafalarındaki bilgilerden müteşekkil.

Bu nedenle, bir yandan mevcut bilgi ve teknolojileri yeni alanlarda uygulamaya yönelik esnek ve yaratıcı düşünce biçimini sürdürme yolu izlenirken; diğer taraftan yeni dönemde temel araştırmalara ve bu yolla ülkenin yaratıcı kapasitesini artırmaya ve bilgiyi herkes için erişilebilir hale getirmeye dönük çabalara önem verdi. Bir filozofun dediği gibi “artık yatırımın değeri değil katılımın değeri önemli.”

Aşağıda dünyada nasıl bir değişim geçirdiğimizin açık bir resmi bulunuyor.

THY Whatsapp
Kuruluş 1933 1999
Çalışan Sayısı 23.160 55
Piyasa değeri 4,3 milyar dolar 19 miyar dolar
Varlıkları Uçaklar Sunucular
İşlemleri İnsan taşıyor Mesaj taşıyor
 
Şimdi anlaşılıyor mu değer bildiğimiz şeylerin nasıl yer değiştirdiği.

Haberimizi tüm okurlarımızın ilgi ve bilgisine sunuyoruz.

Yazar Salih Keskin Hakkında

Salih Keskin, kreatif düşünce modellerinin üretimi ve inovasyon üzerine iş dünyasında, üniversitelerde ve sivil toplum örgütlerinde eğitimler vermekte, danışmanlık ve araştırmalar yapmaktadır. Halen İstanbul Kültür Üniversitesinde Öğretim Üyeliğine devam etmekte olan yazar aynı zamanda inovasyon konusunda kitaplar ve makaleler yazıyor. Yazar kaleme aldığı inovasyon odaklı yazılarıyla artık Girişim Haber okurlarının da ekranında.

HGS Akademi Eğitim & Danışmanlık

Yorum Ekle

Ad Soyad *
E-mail * (Gravatar resminiz görünecek)
Web
KalınYatayAltı ÇiziliAlıntı
  •   Yorum  
  •   Önizle  
Loading
     
Bizi takip edin; yeni haber ve paylaşımlarımızı kaçırmayın, rakiplerinizden bir adım önde olun;
Twitter Profilimiz
Facebook Sayfamız
Linkedin Profilimiz
E-Bülten Aboneliği
RSS Kaynağımız