Girişim Sermayelerinde Çıkış Stratejileri Ve Risk Yönetimi

Girişim sermayeleri ülkemize özellikle artan yabancı yatırımcı ilgisinin bir sonucu olarak, büyüme ivmesinde kurumsal finansman ihtiyacı olan ortaklıkların belirli periyottaki geçmiş projeksiyonun mali ve hukuki incelenmesi neticesinde sağlanan bir finansman aracıdır. Detaylar haberimizde..

Girişim sermayeleri ülkemize özellikle artan yabancı yatırımcı ilgisinin bir sonucu olarak, büyüme ivmesinde kurumsal finansman ihtiyacı olan ortaklıkların belirli periyottaki geçmiş projeksiyonun mali ve hukuki incelenmesi neticesinde sağlanan bir finansman aracıdır. Bununla birlikte temelinde kurumsal- bütünsel risk analizleri sonucunda sahip olunan değerin alış ve satışına ilişkin finansman modellemesi olarak da tanımlanabilir.

Girişim sermayesi fonları, kurumsal finansman fonksiyonunu büyüme ivmesindeki şirketten finansal beklenti bazlı hisse satın alarak sağlayabileceği gibi doğrudan satın almalar aracılığı ile de gerçekleştirebilir. Kimi zaman borçlanma yöntemi ile gerçekleşen bu satın almalar kimi zaman da öz kaynaklardan karşılanmak sureti ile temin edilebilir.

Girişim sermayelerinin ortalama yedi yıllık şirket geçmişini araştırarak azami ortalama altı, yedi yıl şirket içinde kaldıkları gerçeğinden hareketle, kendileri için son derece önemli olan çıkış stratejilerini de daha yatırımın başlangıcında belirledikleri aşikardır.

Girişim Sermayeleri Yatırımın Başlangıcında Doğru Çıkış Stratejilerini Ortaya Koymalıdır

Uygulamada, girişim sermayesinin başlangıç durum tespit (due diligence) çalışmaları kapsamında danışmanlarından bu stratejilerin belirlenmesini istemesi olağandır. Çıkış stratejisinin hedef alındığı bir yapılanmada, aynı sektördeki başka şirketler veya alış niyetini gösteren kişiler girişim sermayesinin öncelikli değerlendirmeye aldığı grupları oluşturur.

Potansiyel alıcıların tespiti amacıyla “dual track” olarak da tanımlanan ikili tarama yöntemi belirlenerek yatırım yapılan şirketin halka arz yoluna başvurması opsiyonu da çıkış stratejilerine temel olmak üzere başlangıç aşamasında değerlendirilebilir. Bu noktada altının çizilmesi gereken en önemli husus, gerek girişim sermayeleri gerekse de potansiyel alıcılar için satışın doğru zamanının tespitidir. Hiç şüphesiz ki, girişim sermayeleri yatırımlarının getiri oranlarının  maksimum seviyeye geldiği andan sonra çıkış stratejilerine başvuracaklardır. Getiri oranı genel olarak yatırımın yapıldığı tarihten belirlenen çıkış tarihine kadar olan bileşik büyüme oranı olarak da ifade edilebilir.

Getiri Sağlayan Yatırım Neden Elden Çıkarılır?

Bu kapsamda akıllara, maksimum getiri sağlayan yatırımın neden elden çıkarılacağı sorusu gelebilir. Girişim sermayesi nezdinde bu değerlendirme, maksimum getiri zamanından ziyade getiri oranının düşüşe geçtiği dönem olarak algılanmakta ve dolayısıyla getiri oranının ilerleyen süreçlerde gerçekleşecek düşüşü karlılığı devam ettirse de girişim sermayesi bakımından maksimum faydayı sağlayamayacağı için çıkış stratejilerine başvurulmaktadır.

Girişim sermayelerinin çıkış stratejileri temelinde çıkışın tam veya kısmi çıkış, portföy satışı, halka arz ve tasfiye olarak uygulanmasına göre değişmektedir. Fakat çıkış stratejisi her ne olursa olsun çıkışa hazırlık işlemleri temelde aynı işlem safhalarını kapsamakta, girişim sermayeleri öncelikle çıkışa hazırlık amacıyla finans ve hukuk danışmanlarını çıkış stratejilerinin yapılanması ve satışa hazırlık amacıyla tayin etmekte, portföyün tasfiyesini seçilen çıkış stratejine uygun hazırlamaktadır. 

Çıkış safhasında hissedarların ve yönetimlerin etkinliği de stratejinin doğru uygulanması bakımından hayatidir. Zira tipik bir çıkış stratejisin üst düzey yönetici ekibi portföyden hisse alarak hisse satım alımı sırasında yatırımcılarla yatırım anlaşması yapmaktadır. Bu yatırım anlaşmaları, çıkış stratejilerinde önemli rol oynayacak parametrelerin tespit edilmesine yardımcı olacağı gibi yönetim kadrosunun da kurumsal olarak çıkış stratejisinde amaç ve hedefler kapsamında uyum içinde çalışmasına katkı sağlayacaktır.

Halka arz yoluyla satışlarda ise, dışarıdan atanacak tecrübeli bağımsız yöneticiler çıkış stratejilerinin hayata geçirilmesini hızlandırıcı rol alacaktır.

Çıkış stratejilerinde önemli rol alan bir başka grubu ise borçlanarak satın almanın finansman kaynağı borç veren bankalar (lending banks) oluşturmaktadır. Çıkışa hazırlık safhasında, potansiyel alıcıların veya yerleşik girişim sermayesi yatırımcılarına karşı son derece önem arz eden, çıkış yapılan şirketin borç yapılandırmaları noktasında borçlanarak finansman kaynağı sağlayan bankalar, alıcılar bakımından hem satın alma hem de satın alım sonrası faaliyetlerin gerekliliklerini teminen önem arz etmektedir. Genel uygulamada girişim sermayesi, öngörülen satışı tacir veya finansal hizmet alıcısına satımında satış, serbest nakit ve borç alımı dengesinde gerçekleşmekte, portföy üzerindeki tüm kısıtlamalar ve sınırlamalar öncesinde kaldırılmaktadır. Bu süreçte girişim sermayesinin alıcıya düzenli ve güncel borç yapılanmasına ilişkin itfa beyanları sunması beklenmektedir.

Çıkışa hazırlanan bir girişim sermayesi için portföy grubunda istihdam edilen çalışanlar ve ikinci kademe yöneticilerin durumları en az finansal ve hukuki değerlendirmeler kadar önemlidir. Zira çalışanların istihdam durumları halka arz veya hisse devri yoluyla satım stratejilerinde devam etmekle, tüm portföyün devri halinde yeni alıcı nezdinde belirsiz bir hal alacaktır. Bu durumda çalışanların alıcıya devri ve müteselsil sorumluluk esasları da hukuki ve mali önemli sonuçlara gebedir.

Yurtdışındaki uygulamalarda, özellikle yönetici kadrosundaki çalışanlara satın alınan portföyden hisse verilmesi uygulaması da sıklıkla uygulanmasına rağmen, maalesef ülkemizdeki uygulamalarda özellikle due diligence aşamasında çalışan-yönetici kadronun akıbetine ilişkin yeterli ve gerekli değerlendirmelere yer verilmediğine şahit olmaktayız.

Herhangi bir ticari işletme kuruluşu ve geliştirilmesi safhalarından daha detaylı değerlendirme gerektiren girişim sermayesi işlemleri kurumsal risk kaynaklarının tespiti ve öngörüleri çerçevesinde başlangıç niyetinden nihai çıkış işlemine kadar devamlı ve düzenli due diligence çalışmaları gerektirmektedir. Tipik bir due diligence yönteminden ziyade işlemlerin fazları ve süreçlerine bağlı, kurumsal risk analizi çerçevesinde gerçekleştirilmesini öngördüğümüz due diligence çalışmalarında; proje riski, faktörel risk, bütünsel risk, kurumsal risk, statik ve dinamik riskler, içsel riskler, beklenmeyen riskler, müşteri, mali/hukuki riskler, satın alma riskleri, ticari itibar riski, organizasyonel ve süreçsel riskler, işletmeden çıkarma riskleri ve ikincil risklerin tespitine yönelik yapılacak çalışmalar sonucunda girişim sermayesinin çıkış uygulamalarının daha etkin değer haline geleceği aşikardır.

Herdem Avukatlık Kurucu Ortağı Av. Şafak Herdem'in web sitelerinde paylaştığı makalelerini alıntı haber olarak tüm okurlarımızın ilgi ve bilgisine sunuyoruz.

Bu içeriği 11.107 kişi okudu.
Kategori: Girişimci Rehberi
Yazar Esra Tavukçu Hakkında

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünden 2011'de mezun oldu, 2008-2011 yıllarında Young Guru Academy'de (YGA) çeşitli projelerde görev aldı. Yazar nitelikli içerik sitelerine freelance olarak editörlük, sosyal medya danışmanlığı yapmaktadır. Mayıs 2013 - Mart 2014 aralığında Girişim Haber'de editörlük yapmıştır.

Yeni Çıktı! Okudunuz mu?

Yorum Ekle

Ad Soyad *
E-mail * (Gravatar resminiz görünecek)
Web
KalınYatayAltı ÇiziliAlıntı
  •   Yorum  
  •   Önizle  
Yükleniyor