Ana Sayfa  |  Hakkımızda  |  Hizmetlerimiz  |  Arşiv  |  Bulut  |  Bülten  |  Reklam ?  |  İletişim                 
 Girişim Haber
Ar-Ge Merkezleri Zirvesi'nin İlki İstanbul'da Yapıldı

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün ve TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Yücel Altunbaşak’ın katılımıyla gerçekleştirilen 1. Ar-Ge Merkezleri Zirvesi İstanbul’da yapıldı.

Türkiye’de faaliyet gösteren 130 Ar-Ge merkezinin temsilcileri bilgi paylaşımında bulunmak ve yürütülen çalışmalarda işbirliği yapmak üzere İstanbul’da düzenlenen toplantıda bir araya geldi. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın desteğiyle ilk kez düzenlenen ve her yıl tekrarlanması planlanan Ar-Ge Merkezleri Zirvesine Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün’ün yanı sıra TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Yücel Altunbaşak, Bilim ve Teknoloji Genel Müdürü Doç. Dr. Cevahir Uzkurt, özel sektör temsilcileri ve çok sayıda akademisyen katıldı.

Toplantıda konuşan Bilim ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, üretim, yatırım ve ihracatta Türkiye’nin hedeflerine ulaşmasında çok önemli bir sorumluluk üstlendiklerini ve son yıllarda ekonomide olumlu gelişmelerin yaşandığını söyledi. Geçen yıl Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nı yeniden yapılandırdıklarını anlatan Ergün, Bakanlığın yeni yapısıyla birlikte, yenilikçilik, girişimcilik, üniversite-sanayi işbirliği, Ar-Ge ve markalaşma gibi konuların çok daha özel bir motivasyona sahip olduğunu kaydetti.

"2002’ye Göre Ar-Ge Harcamaları 3 Kat Arttı"

2002’ye göre Ar-Ge harcamalarının 3 kat arttığını belirten Bakan Ergün, Ar-Ge harcamalarının milli gelir içindeki payının ise yüzde 1 seviyesine yaklaştığını söyledi. 2023’te milli gelirin 2 trilyon dolar olmasını, bunun içindeki toplam Ar-Ge harcamasının ise 60 milyar dolar olmasını hedeflediklerini bildiren Ergün, bu süreçte özel sektörün Ar-Ge harcamalarının artıyor olması gerektiğini ifade etti.

"Araştırmacı Sayısını Arttırmamız Gerekiyor"

Türkiye’nin daha rekabetçi bir kimlik kazanması, üniversitelerin daha iyi araştırmalar yapması ve reel sektörün daha yüksek katma değerli üretim yapması için, bu altyapıyı işletecek olan insan kaynağının da oluşturulması gerektiğine işaret eden Ergün, şöyle konuştu: “Bizde bin kişiye 1 araştırmacı düşüyor. Bu rakam ABD’de 5, Kore’de 5,4, Almanya’da ise 4. Bu konuda Ar-Ge merkezlerine büyük rol düşmektedir. Biz Bakanlık olarak 50 ve üzeri Ar-Ge personeli bulunduran firmalarımıza Ar-Ge merkezi belgesi vermeye başladık. Ar-Ge merkezi belgesi alan işletmelerimize çok önemli teşvik ve muafiyetler sağladık” dedi.

 Ar-Ge merkezlerine sağladıkları desteklerin Ar-Ge’ye ve nitelikli istihdama dönüştüğünü görmekten son derece memnun olduklarını söyleyen Ergün, “Faaliyette olan 130 Ar-Ge merkezimizde yapılan Ar-Ge harcamaları ciddi rakamlara ulaşmıştır. Biz Türkiye’nin üretim ve montajdan ziyade Ar-Ge ve tasarım konularında bir merkeze dönüşmesini istiyoruz. Bir takım firmalar Ar-Ge teşvikleri nedeniyle Ar-Ge merkezlerini Türkiye’ye taşımayı, bu nedenle buraya yatırım yapmayı planlıyorlar. Yani yabancı sermayenin artmasında da Ar-Ge merkezlerinin önemi büyük. Ar-Ge merkezi kuran firmalarımızın ağırlıklı olarak otomotiv ve yan sanayi, dayanıklı tüketim malları, savunma sanayi, elektronik, bilgi ve iletişim teknolojileri gibi katma değeri yüksek sektörlere mensup olması da son derece önemlidir.” dedi.

“Türkiye’de Üniversite-Sanayi İşbirliği Zayıf”

Bakan Ergün, Türkiye’de üniversite sanayi işbirliğinin zayıf olduğunu belirterek, "En zayıf yer neresi biliyor musunuz- İstanbul. Türkiye’nin en çok üniversitesi burada bulunuyor, Türkiye’nin sanayisinin, Türkiye’nin ihracatının kalbi burada atıyor. Çalışma yaptık ve o çalışmaları değerli hocalarımızla ve rektörlerimizle paylaşacağım. En zayıf yer üniversite-sanayi işbirliğinde İstanbul. Bunu aşmamız lazım. İstanbul’un bu konuda çok büyük atılım yapması lazım" dedi.

''Şirketinizin başı ağrımıyor mu da üniversiteye gitmiyorsunuz?''

Buna ilişkin bir çalışma yaptıklarını ve bu çalışmaları hocalarla ve rektörlerle paylaşacaklarını aktaran Ergün, sözlerini şöyle sürdürdü: ''En zayıf yer üniversite-sanayi işbirliğinde İstanbul. Onun için bunu aşmamız lazım. İstanbul'un bu konuda çok büyük atılım yapması lazım. İstanbul'da sanayide üniversitelerde İstanbul'un güzellikleri mi başınızı döndürüyor? Cazibesine kapıldınız da 'böyle bir işbirliğine ihtiyaç yok, zaten parayı kazanıyoruz, nereye koyacağımızı bilmiyoruz mu diyorsunuz?' Öyle mi yani. Yanlış bir şey, öyle değil. Üniversite sanayi işbirliğinde İstanbul'dan çok daha önemli şeyler bekliyoruz. Buna ihtiyaç var. Sanayi açısından da ihtiyaç var. Çok basit örneklerle anlatıyoruz bunu Anadolu'da. Diyoruz ki 'Siz hastalanınca ne yapıyorsunuz? Başınız ağrısa, mideniz bulansa, ateşiniz düşse, sizde bir halsizlik olsa ne yapıyorsunuz?' 'Doktora gidiyoruz, aile hekimine gidiyoruz. O bize bir bakıyor' ve 'Ben sana bir ilaç yazayım. Ama sen bir kulak burun boğazcıya gitmen lazım.' Devlet hastanesine gidiyor, kulak burun boğaz bakıyor. Oradaki uzman hekim de 'Evet bir takım sorunlar var, ben ilaçlı bir tedavi yazacağım ama sizi bir üniversiteye sevk edeyim, orada hocalar baksın.' diyor.

Üniversite hastanesine gidiyor, hocalar toplanıyor, asistanlar geliyor falan bir tetkik, tahlil, ultrason, tahlil ne ise bir yol haritası oluşturuyorlar. Sen de ona uyuyorsun. İyileşiyorsun. Peki sizin şirketin başı ağrımıyor mu? Midesi bulanmıyor mu? Ateşi yükselmiyor mu? Halsizlik olmuyor mu mesela? Yani rekabet gücünüz zayıflamıyor mu? Ayakta durmakta zorlandığınız zamanlar olmuyor mu? Oluyor, ne yapıyorsunuz. 'Ne yapacağımı bilmiyorum.'

E, üniversiteye gideceksiniz. İşletme fakültesine gideceksiniz, mühendislik fakültesine gideceksiniz. Proje yapacaksınız. Oradaki hocalara 'Hocam bizim işletmenin başı ağrıyor, ayakta duracak halimiz yok, bize bir inovasyon mu yapacaksın, yapacaksak nasıl yapacağız, yönetimimiz mi kötü, yönetimimizi mi iyileştirmemiz lazım?' İşletme fakültesindeki hocalara da belki böyle bir hasta gelmemiştir.

Zaman zaman onların da sanayi tesislerini, organize sanayi bölgelerini ziyaret etmesi ve bir bakması lazım. Bu işbirliğinin derinleşmesi lazım. Üniversite sanayi işbirliği sadece, 'sanayiciler üniversiteye bir fakülte yapsınlar, üniversiteler de onlara bir fahri doktora unvanı versin'. Böyle işbirliği zayıf bir işbirliği, bunu derinleştirmemiz lazım. İstanbul'un bu sese muhakkak kulak vermesi lazım. Burada farklı adımlar atması lazım.''

“Akıl Teri Alın Terinin Önüne Geçti”

Türkiye’nin lider bir ülke olması hedefleniyorsa, en fazla önem verilmesi gereken alanların başında bilim ve teknolojinin geldiğini belirten Ergün, aklın terletilmesi gerektiğini söyledi. “Alın teri de önemli ama aklın terletilmesi gerekiyor” diyen Ergün, bugün akıl terinin alın terinin önüne geçtiğini ifade etti. Bilim ve teknoloji kapasitesini artırmaya, Ar-Ge, markalaşma, inovasyon ve tasarım gibi konulara odaklanılmaya, daha yüksek katma değerli üretim yapan bir özel sektör oluşturmaya büyük önem verildiğini dile getiren Ergün, konuşmasını şöyle tamamladı: “Bütün bu kritik konularda reel sektörümüz ile işbirliği için çağrıda bulunduk ve bu çağrıları sürdüreceğiz. İmkanlarımızın el verdiği ölçüde, iş ve yatırım ortamını, Ar-Ge desteklerini iyileştirecek adımları kararlılık içinde bir bir hayata geçireceğiz. Bugün gerçekleştirdiğimiz bu toplantı, Ar-Ge merkezlerini geliştirmek hususunda neler yapabileceğimizi tespit etmemiz açısından son derece önemlidir."

''Rekabet öncesi işbirliği ile ilgili destek modellerimiz var''

Çok daha fazla sayıda firmayı Ar-Ge merkezi kurmaya davet eden Ergün, yeni başvurular olduğunu ve bu sebeple sayının 150'yi geçebileceğini aktardı. Küçük işletmelerin ve KOBİ'lerin bir araya gelerek, Ar-Ge'yi rekabet öncesi işbirliği projelerine dönüştürerek ortak Ar-Ge yapmaya yönelmeleri gerektiğini ifade etti.  Rekabet öncesi işbirliği ile ilgili destek modelleri olduğunu söyleyen Ergün, buna şimdiye kadar herhangi bir talep gelmediğinden yakınarak, ''Kimse rakipleriyle iş birliği yapmak istemiyor. Halbuki el alem yapıyor. Dünyada bir sürü rekabet öncesi işbirliği projesi var'' dedi.

Bunu bir örnekle anlatan Bakan Ergün, şunları kaydetti:

''Takımlar var. Saha lazım. Sahayı birlikte yapalım, iyi oynayan kazansın. Niye sahayı birlikte yapmıyoruz. Bir futbol maçı gibi düşünsek, her takımın kendi antrenörü, kendi oyuncuları var. Kendi taktikleri stratejileri vs var. Ama saha ortak. Sahayı birlikte yapalım, iyi oynayan kazansın. Rekabet öncesi işbirliği projeleri sizin iyi oynamanıza, rakiplerinizi geçmenize engel değil, sadece ortak bir takım çalışmaları yürüterek, geri kalan özelliklerinizle rakebete devam edebilirsiniz. Onun için rekabet öncesi işbirliği projelerine de ağırlık vermemiz gerekiyor.

Biz Ar-Ge merkezlerine sağladığımız desteklerin üretime, Ar-Ge'ye veya nitelikli istihdama dönüştüğünü görmekten son derece memnunuz. Bugün faaliyette olan 130 Ar-Ge merkezimizde yapılan Ar-Ge harcamaları ciddi rakamlara ulaşmıştır. Bu merkezler, sadece İstanbul, Kocaeli, Bursa, İzmir ve Ankara gibi illerimizde kurulmuyor. Bilecik, Bolu, Düzce, Kırklareli, Tekirdağ, Malatya ve Sivas'ta kurulduğunu düşünürsek esas bunun Anadolu'ya yayılması ayrı bir öneme sahiptir. Artık Anadolu'daki firmalarımız da rekabet gücünü yenilikçilikte ve Ar-Ge'de aramaktadır. Ar-Ge merkezlerinin ülkemize yabancı sermaye çekme konusunda da önemli katkıları olmuştur.
Biz Türkiye'nin üretim ve montajdan ziyade Ar-Ge ve tasarım konularında bir merkeze dönüşmesini istiyoruz. Bir takım firmalar Ar-Ge teşvikleri nedeniyle Ar-Ge merkezlerini Türkiye'ye taşımayı, bu nedenle buraya yatırım yapmayı planlıyorlar. Yani yabancı sermayenin artmasında da Ar-Ge merkezlerinin önemi büyük. Ar-Ge merkezi kuran firmalarımızın ağırlıklı olarak otomotiv ve yan sanayi, dayanıklı tüketim malları, savunma sanayi, elektronik, bilgi ve iletişim teknolojileri gibi katma değeri yüksek sektörlere mensup olması da son derece önemlidir.

Bakanlık olarak, Ar-Ge merkezlerimizde yürütülen çalışmaları yakından takip ediyor, bu merkezlerde yürütülen projelerin ne kadar değerli olduğunu biliyoruz. Bu nedenle, Ar-Ge merkezlerini hem nicelik hem de nitelik olarak geliştirmeye devam edeceğiz. Biz Ar-Ge merkezlerimizin özellikle üniversitelerimizle daha yakın ilişkiler kurmalarının son derece faydalı olacağına inanıyoruz. Bu nedenle, bu toplantıya Bakanlığımızın San-Tez Programı'ndan yararlanan akademisyenlerimizi de davet ettik. Bugünkü buluşmamızın Ar-Ge merkezleriyle bu hocalarımızın çalışmalarını birlikte değerlendirmek ve muhtemel işbirliği alanlarını keşfetmek açısından da faydalı olabileceğini düşünüyorum.''

Altunbaşak: Orta Gelir Tuzağını Aşmanın Tek Yolu Ar-Ge ve Eğitim

Ar-Ge Merkezleri Zirvesi’nde konuşan Altunbaşak, Türkiye’nin 2023 hedefleri olduğunu anımsatarak, siyasi iradenin ulaşılabilir hedefler koyduğunu söyledi. Bu hedeflere ulaşmak konusunda Ar-Ge’den, girişimcilikten ve inovasyondan başka bir yolun olmadığını belirten Altunbaşak, 1960’lı yıllarında Türkiye’nin Amerika’ya göre orta gelişmişlik seviyesinde bir ülke olduğunu anımsattı.

2010’da Türkiye’nin yine orta gelir seviyesinde olduğunu aktaran Altunbaşak, "Biz buna ekonomide orta gelir tuzağı diyoruz. Benzer ülke Kore, 1960’larda orta gelir düzeyine sahip bir ülke iken 2010’da gelişmiş ülke düzeyine çıkmış. Tayvan, Singapur, Kore bunu aşarken, Brezilya, Türkiye ve Güney Afrika ise orta gelir tuzağını aşamamıştır” dedi.

TÜBİTAK olarak aradaki farkın analizini yaptıklarına işaret eden Altunbaşak, literatürde orta gelir tuzağını aşmanın tek bir yolunun olduğunu, bunun da Ar-Ge ve eğitime önem vermek olduğunu kaydetti. Ar-Ge’ye ayrılan kaynakların oranında son 10 senede dünyada en hızlı giden ikinci ülkenin Türkiye olduğu bilgisini veren Altunbaşak, "TÜBİTAK olarak siz ne yaptınız diye sorarsanız biz, şu anda sanayiye çok yakın duruyoruz. Çünkü ülkenin geleceğinin buradan geçtiğine inanıyoruz. Eğer bizim şirketlerimiz, dünyanın en büyük şirketleri arasına girmezse TÜBİTAK olarak biz bunları o hale getiremezsek, Teknoloji Bakanlığı olarak o zaman 2023 hedeflerine ulaşamayız. Biz bunun farkında olarak, tüm programlarımızı sanayiye daha yakın, daha faydacı bir şekilde geliştirdik" ifadelerini kullandı.

Teknoloji Transfer Ofisleri Geliyor

Üniversite sanayi işbirliği programını baştan yazdıklarını kaydeden Altunbaşak, Ar-Ge merkezleri yetkilileri ile ayıracakları kaynakları belirlemeyi istediklerini ifade etti. Her üniversitede, her teknoparkta, her Ar-Ge merkezinde Teknoloji Transfer Ofisi kurulmasını planladıklarını ifade eden Altunbaşak, programlarını ona göre yaptıklarını dile getirdi. Programa ilişkin bir kaç ay içerisinde resmi çağrıya çıkacaklarını bildiren Altunbaşak. sözlerini şöyle sürdürdü: "Pilot bölge olacak ilk olarak. Üniversitelerimizde olacak. Teknoloji Transfer Ofisleri kurmak istiyoruz. Bunlar hem proje geliştirecek, hem proje desteği verecek, hem patentlerin lisanslaması, hem patent desteği verecek. Bütün her şeyi içine alacak şekilde olacak ve gerçekten bu işi yapabilecek her üniversite için az miktarda değil 5 + 5 milyon lira verilecek. Böyle bir destek programı oluşturduk. Yine Ar-Ge merkezlerimizin büyük bir kısmının içerisinde olacağını tahmin ettiğim bir açılımımız daha var. Biliyorsunuz Teknoloji Platformlarımız vardı. Bunları yeniliyoruz. Hemen hemen burada oturan herkesin bu teknoloji platformlarının içerisinde olmasını istiyoruz. Çok aktif platformlar olarak kurguluyoruz. Bir iki ay içerisinde burada çok büyük açılımlarımız olacak. Üniversiteler için İnovasyon ve Girişimcilik İndeksi oluşturuyoruz. Henüz kamuoyuna açıklamadık. Bu alanda bir farkındalık oluşturmak için Türkiye’deki bütün üniversiteleri inovasyon ve girişimcilik boyutunda sıraladık. Ama bakanlığımız buna benzer bir çalışma daha yapıyor. Bir adım daha gidiyor ve teknokentlerde böyle bir indeks çıkarıyor. Umarım bu çalışmanın bir benzerini Türkiye’nin en inovatif, en girişimci Ar-Ge merkezi kimdir nedir bunu hep beraber bulalım ve kutlayalım. Böyle bir çalışma Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’mız tarafından gerçekleştirmekte. Bu konu Türkiye’nin geleceği."

Ar-Ge Merkezleri hakkında bilgi edinmek için ilgili Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı sayfasını inceleyebilirsiniz. tubitak.gov.tr ve sanayi.gov.tr kaynaklı derleme haberimizi ar-ge ile ilgilenen girişimcilerimiz başta olmak üzere tüm okurlarımızın ilgi ve bilgisine sunuyoruz.

İdris Cin / Girişim Haber

Bu içeriği 4.755 kişi okudu. Bizi takibe alın, yeni haber ve içeriklerimizi kaçırmayın; 
Kategori: Bilim / Ar-Ge / Teknoloji, Ulusal
Yazar İdris Cin Hakkında

Matematik Mühendisi olup, bilişim sektöründe Yazılım Mühendisi olarak çalıştı (2005-2011). Tekstil sektöründe yöneticilik yaptı (2011-2016). 2006'dan beri girişim analizleri yazdığı kişisel blogunu Eylül 2010'da Girişim Haber adıyla profesyonelleştirdi. Girişim Haber Yayın Yönetmenliğinin yanısıra Hedef Dijital şirketi ile müşterilerine yazılım, içerik, sosyal medya ve pr konularında Ajans Çözümleri sunuyor, Danışmanlık veriyor.

HGS Akademi Eğitim & Danışmanlık

Yorum Ekle

Ad Soyad *
E-mail * (Gravatar resminiz görünecek)
Web
KalınYatayAltı ÇiziliAlıntı
  •   Yorum  
  •   Önizle  
Loading
     
Bizi takip edin; yeni haber ve paylaşımlarımızı kaçırmayın, rakiplerinizden bir adım önde olun;
Twitter Profilimiz
Facebook Sayfamız
Linkedin Profilimiz
E-Bülten Aboneliği
RSS Kaynağımız