Ana Sayfa   |   Hakkımızda   |   Arşiv   |   Bulut   |   Bülten Gönderin   |   İletişim                       
Sosyal Yatırım Modelleri ve Girişimcilik Filantropisi

Girişimcilik filantropisi (venture filantropi) ve sosyal etki yatırımının da aralarında bulunduğu sosyal yatırım modelleri, başta sosyal girişimler olmak üzere kâr amacı gütmeyen kuruluşların finansmanı için giderek daha yaygın şekilde kullanılıyor. Bu modeller filantropi alanındaki aktörler için de yeni fırsat ve yöntemler sunuyor. Ashoka Türkiye Ülke Direktörü Zeynep Meydanoğlu ve Koç Üniversitesi Sosyal Etki Forumu (KUSIF) Yönetici Direktörü Dr. Gonca Ongan, sosyal yatırım alanındaki ana aktörler ve uygulamalar, dünyada ve Türkiye’de sosyal yatırım modelleri ile iyi örnekler ve bu modellerin filantropi ve sosyal girişimcilik alanlarını nasıl beslediği ile ilgili görüşlerini paylaştılar. 

Ashoka Türkiye Ülke Direktörü Zeynep Meydanoğlu ve Koç Üniversitesi Sosyal Etki Forumu (KUSIF) Yönetici Direktörü Dr. Gonca Ongan'ın Türkiye’de varolan sosyal yatırım alanının güncel resmini, alanın gelişmesi için duyulan ihtiyaçları ve ayrıca Ashoka Türkiye ve KUSIF’in sosyal yatırım modellerinin yaygınlaşması için yaptıkları çalışmaları anlattıkları makeleyi tüm okurlarımızın ilgi ve bilgisine sunuyoruz.

Sosyal Yatırım Nedir, Ne Değildir?

Sosyal yatırım, sosyal etki ve fayda yaratan çalışmaların finansmanında kullanılan yeni bir model. Özellikle sosyal sorunların ortadan kalkmasına veya öncelikli ihtiyaçların sağlanmasına hizmet eden ve kâr etme potansiyeli olan iş modellerinin finansmanında kullanılıyor. Bu özelliklere sahip iş modellerine olumlu sosyal etkilerini ve çalışmalarını ölçekli bir şekilde büyütme imkânı sağlıyor.

Sosyal yatırım modelleri hesapverebilir bir sosyal, kültürel veya çevresel amaç peşinde koşar. Yatırım alanı, sahip olduğu misyonla örtüşür ve yaratmayı hedeflediği sosyal etkiyi değerlendirir, ölçer ve raporlarken şeffaftır. Zaman içerisinde finansal değer veya kurumsal ya da sosyal kapasite yaratmak üzere yapılandırılır ve kapsayıcıdır. Bu temel özelliklerin yanında, sosyal yatırım araçları ‘etki’ ve ‘etkinin artırılması’ için geliştirilir. Bu sebeple, sosyal finansman desteği verilen sosyal girişimlerin etkilerini ölçümlemeleri beklenir.

Türkiye’den olumlu bir sosyal yatırım tecrübesi olarak uluslararası bir yatırım fonundan yatırım alan E-Bursum’u örnek verebiliriz. Bir sosyal girişim olan E-bursum, Türkiye’de daha adil, şeffaf ve etkin çalışan bir öğrenci bursu sistemi sağlamak için hem öğrencilere hem de burs veren kişi ve kurumlara online ve offline hizmetler sağlıyor. Burs veren kurumların bürokratik iş yükünü 1/8 oranına düşüren sistemin, burs verenlerden komisyon aldığı bir gelir modeli bulunuyor. E-Bursum bugüne kadar 4.000’in üzerinde öğrencinin toplam 13 milyon TL değerinde eğitim bursuna erişmesini sağladı. Yaptığı yatırım karşılığında E-Bursum’da azınlık hissesine sahip olan uluslararası yatırım fonu desteğiyle, E-Bursum sistemine olmayan bazı kilit fonksiyonlar eklendi. Sistemin teknik altyapısı yenilendi, burs desteğinin yanı sıra online mentorluk ve finansal okuryazarlık gibi öğrencileri güçlendirecek yeni modüller eklendi. Böylece daha fazla sayıda burs verene ve potansiyel bursiyere ulaşılmaya başlandı.

Yurt dışından başarılı bir sosyal yatırım fonu örneği ise İngiltere’de girişimcilik filantropisi konusunda çalışan iki kurumun 2013’de birleşerek kurduğu Impetus Private Equity Foundation (Impetus-PEF). Kurum, dezavantajlı gençlerin istihdama kazandırılması ile ilgili çalışan sosyal girişim ve sivil toplum kuruluşlarının (STK) sosyal yatırım alabilmeleri için kapasitelerini geliştiriyor. Impetus-PEF ile ortak olan kurumların iki ila beş sene arasında liderlik, etki, kurumsal sürdürülebilirlik alanlarında finansal ve finansal olmayan destekler ile etkilerini derinleştirmeleri ve artırmaları sağlanıyor. Kurumlar ölçeklenebilir etkilerinden emin hale geldiklerinde, Impetus-PEF’in ve diğer sosyal finansman sağlayan kurumların sosyal yatırım imkânlarından faydalanabiliyorlar. Sosyal yatırım desteğini hem kurumsal hem de finansal kapasite geliştirecek şekilde uzun vadeli kurgulamış olan kurum, özellikleri ile örnek bir sosyal yatırım modeli sunuyor.

Sosyal yatırım ile bağış veya sponsorluk destekleri arasındaki en önemli ayrım yatırılan anaparanın geri alınabiliyor olması. Ancak fark bununla da sınırlı kalmıyor; anaparanın geri ödenmesinden piyasa oranlarına denk kârlılık oranlarına kadar geniş bir yelpaze sunuyor.

Sosyal yatırım araçlarını ticari girişimlere yapılan yatırımlardan farklılaştıran nokta ise kârlılık oranları ne olursa olsun, öncelikli olarak ‘sosyal etki’ ve ‘etkinin artırılması’ amacıyla geliştirilmeleri. Bu sebeple sosyal yatırım desteği alan sosyal girişimlerin mutlaka sosyal etkilerini ölçümlemeleri ve şeffaf bir şekilde raporlamaları bekleniyor.

Sosyal yatırımlar sadece sosyal getiri bekleyen filantropik ve sadece finansal getiri bekleyen ticari yatırım alanlarının kesişim kümesinde bulunuyor. Bu anlamda sosyal yatırım alanı her iki alandan da yaklaşım, aktör ve araçlara ev sahipliği yaparak büyük bir çeşitlilik gösteriyor.

Çeşitlilik Alana Hem Zenginlik Hem Karmaşa Getiriyor

Filantropik kuruluşların sosyal girişimlere bağış ve hibe vermenin yanı sıra sosyal yatırım da yapmaları girişimcilik filantropisi olarak adlandırılıyor. Bazı filantropik kuruluşlar uzun yıllardır kullandıkları geleneksel yöntemlere sosyal yatırım araçlarını da eklerken, girişimcilik filantropisi alanında çalışmak amacıyla kurulan kurumların sayısı da gün geçtikçe artıyor.

Örneğin, Balkanlar’da 2002 yılından beri aktif olarak faaliyet gösteren ve kendisi de bir sosyal girişim olan Saraybosna merkezli Mozaik Foundation’ın sahip olduğu iki başarılı sosyal girişim olan EkoMozaik Ltd. ve MaŠta Agency’e ek olarak sosyal girişimcilik geliştirme platformu ve sosyal girişimci start-up kuluçkası mevcut. Önümüzdeki 10 sene içinde, Mozaik Foundation, sosyal ve ekonomik değer yaratacak ve bugün henüz var olmayan yeni iş fırsatları, ekonomik fırsatlar ve pazarlar oluşturacak olan 500 sosyal girişim başlatmayı hedefliyor. Diğer yandan, 1956 yılında Portekiz’de kurulan hayırseverlik, sanat, bilim ve eğitim alanında faaliyet gösteren ve geleneksel filantropik aktörlerden biri olan ve Calouste Gulbenkian Foundation bugün sosyal yaratıcılığın finansmanı konusunda Portekiz’in önemli aktörleri arasında yer alıyor. Avrupa Komisyonu, Portekiz Hükümeti ve Calouste Gulbenkian Foundation ortaklığında Portekiz Sosyal Yaratıcılık Fonu oluşumunun açıklanması da alandaki bir başka gelişme olarak karşımıza çıkıyor.

Konuya ticari yatırımcılar açısından baktığımızda ise etki yatırımcıları ön plana çıkıyor. Kendini etki yatırımcısı olarak konumlandıran yatırımcılar, sadece sosyal ve finansal getirinin birbiriyle doğrudan orantılı olduğu yatırımlara yönelenlerden, “bağış yapacağıma sosyal yatırım yapayım, en azından paramı geri alayım” diyen ‘sabırlı sermaye’ye kadar uzanıyor.

Yukarıda bahsedilen aktörlere ek olarak bankalar, özel sektör ve devlet kurumları da sosyal yatırım mekanizmaları ve fonlar oluşturarak sosyal girişimlere finansal ve finansal olmayan destekler sunuyorlar. Sosyal etki aktörlerini finanse etmek üzere Charity Bank, Triodos, Etica Bank gibi değer temelli bankalar (value based banking) bulunuyor. Geleneksel bankacılık sektöründe ise Avrupa Yatırım Fonu gibi kapsayıcı programları destekleyen fonlar, risklerini düşürerek sosyal girişimcilere özel ürün ve hizmet geliştiriyorlar. Royal Bank of Scotland Social & Community Capital ise geleneksel bankalar tarafından reddedilen sosyal girişimlere destek veriyor. Bunun yanı sıra, bankalar, devlet kurumları, vakıflar, özel sektör, yerel otoriteler ve yatırımcılar bir araya gelerek yerel, bölgesel ve ulusal sosyal etki yatırım fonları oluşturabiliyor. Ulusal yatırım fonlarına örnek olarak İngiltere’den Big Society Capital ve Fransa’dan France Active verilebilir. Bu tarz büyük fonlar ile ihtiyaç sahibi sosyal girişimler ve diğer sosyal aktörler arasında aracılık yapan aracı kurumlar da alanda yeni aktörler olarak karşımıza çıkıyor.

Sosyal yatırım kavramının popülerleşmesiyle birlikte yatırımının herhangi bir negatif sosyal etki (ormanların katledilmesi, insanların hasta edilmesi, vb.) yaratmadığından emin olmak isteyen daha ‘sosyal sorumlu’ ticari yatırımcılar da geleneksel anlamda hibe verip bağış yapan kişi ve kurumlar da kendilerini sosyal yatırımcı olarak tanımlamaya başladılar. Sosyal girişimcilik tarafında ise kârını en üst düzeye çıkarmak amacıyla kurulmuş ve çalışan pek çok ticari girişimin en ufak sosyal fayda sağlaması durumunda kendini sosyal girişim olarak adlandırdığını görüyoruz. Bu da zaman zaman sosyal yatırım alanının sınırları ve aktörleri konusunda kafa karışıklığı yaratabiliyor.

Fırsatlar ve Riskler

Sosyal yatırımın doğru iş modeliyle buluştuğunda sosyal etkiyi ölçekli bir şekilde büyütebildiğini ve alandaki aktörleri olumlu etkilediğini görüyoruz. Sosyal yatırım öncelikle, iş modellerinin daha sağlıklı ve sürdürülebilir olmasını sağlayarak sosyal girişimlerin çalışmalarını daha uzun soluklu ve etkin bir şekilde yürütebilmelerini sağlıyor. Bir diğer olumlu etkisi ise, sosyal yatırım desteği verilen sosyal girişimlerin sosyal etkilerini ölçümlemelerinin ve raporlamalarının beklenmesinden doğuyor. Sosyal yatırım, yatırım alan kurumları sosyal etkilerini ölçümlemeye teşvik edip sosyal etkilerini ölçebilir, yönetebilir ve anlatabilir hale getirmeyi sağlıyor.

Ancak her kurum veya her proje sosyal yatırım almaya uygun olmayabilirken sosyal yatırımın hibe ve bağışın yerini alması gerektiğine inanan yaklaşım tehlikeli olabiliyor. Zira sosyal girişimlerin sosyal etkilerini en üst düzeye çıkarabilmeleri için ihtiyaç duydukları finansman, genellikle hem sosyal yatırım hem de hibelerden oluşuyor. Sadece sosyal yatırıma uygun faaliyetlerin desteklenmesi, sosyal girişimin finansal getiri için misyonundan sapmasına ve sosyal etkisini artıramamasına neden olabiliyor. Ayrıca, etki kavramına yüzeysel bir şekilde yaklaşarak sosyal etkinin problemin çözümüne yönelik tasarlanmış ürün ve hizmetlerin satışına indirgenmesi de bir risk olarak karşımıza çıkabiliyor. İhtiyaç sahiplerine ulaştırılan ürün sayısının sosyal etkiye eşit olduğu düşüncesi, sadece çıktılara odaklanan, söz konusu ürünün faydalanıcı üzerindeki etkisini doğru analiz edemeyen bir bakış açısını yansıtıyor. Oysa değişim odaklı bir bakış açısıyla incelendiğinde, faydalanıcılardaki değişimin takip edilmesi, girişimin başka yerlerde uygulandığı, ortaklarının çoğaldığı, bilgi ve tecrübe paylaşımlarının artması da sosyal etki hanesine yazılan ölçekler arasında bulunuyor.

Bu riskleri bertaraf edebilmek için sosyal yatırım planlamasının, sosyal girişime finansal ödeme gücü ve sosyal misyonu arasında doğru dengeyi kurdurarak ve pozitif sosyal etkiyi artıracak şekilde yapılması gerekiyor. Bu nedenle, yapılacak sosyal yatırımın kuruma uygunluğu ve kriterleri üzerinde çok iyi çalışılması gerekiyor. Ayrıca, sosyal yatırım fonları ile var olan hibelerin yer değiştirmesinden ziyade sosyal alana yeni kaynak yaratılmasının hedeflenmesi ve halihazırda küçük olan kaynakların tümünün büyütülmeye çalışılması gerektiğini düşünüyoruz.

Sosyal Yatırımcıların Beklentileri

Kârlılık söz konusu olduğunda sosyal yatırımcıların getiri ve risk iştahları, ticari yatırımcıların tercihleri ve istekleri kadar çeşitli. Ancak ister birey ister kurum olsun, bazı ortak beklentilerinden bahsetmek mümkün:

  • Yatırımın sosyal geri dönüşü: Yapılan yatırımın sosyal etkisi açık ve net ölçütlerle takip edilip paylaşılabiliyor mu? Anekdotların ve faydalanıcıların bireysel değişim hikayelerinin yanı sıra genel gidişatı gösteren sayısal veriler de toplanıyor mu?
  • Etkinlik: Yatırımın finanse ettiği müdahaleyi gerçekleştirmenin finansal ve insan kaynaklarının kullanımı açısından en etkin yolu bu mu? Sosyal girişim yeterince ‘fit’ mi, yoksa gereksiz paralar harcayıp ihtiyacı olmayan sayıda personel mi barındırıyor?
  • Rekabet analizi: Yatırım yapılacak sosyal girişimin alandaki diğer oyunculardan farkı, alana getirdiği farklı açı nerede? Neden x,y,z sosyal girişimine değil de bu girişime yatırım yapmalı?
  • Kapasite: Söz verilen sosyal değişimi sağlayabilecek ve bunu yaparken sosyal girişimi doğru bir biçimde yönetebilecek ve alacağı yatırımı yönetebilecek kurumsal kapasite mevcut mu?
  • Sinerji: Bu sosyal girişim ile yatırımcı arasında özel bir sinerji mümkün mü? Aynı yatırımcının başka mevcut yatırımları varsa, o yatırımlara, bilgi-beceri aktarımı vb. sağlıyor mu?

Sonuç Yerine

Türkiye’de henüz bir sosyal yatırım alanından bahsetmek mümkün olmasa da yatırım almış birkaç sosyal girişimin varlığı, hızla gelişen sosyal girişimcilik alanı ve potansiyel yatırımcıların yoğun ilgisi, Türkiye’de girişimcilik filantropisi ve sosyal yatırım alanlarındaki potansiyelin yüksek olduğuna işaret ediyor. Kurumlar sosyal yatırım ve ihtiyaçlar konusunda bilgileri olmadığı için bu alana girmiyor.

Son dönemde çeşitli üniversiteler ve Ashoka Türkiye, Impact Hub, Koç Üniversitesi Sosyal Etki Forumu (KUSIF), Mikado Sürdürülebilir Kalkınma Danışmanlığı gibi ekosistemdeki aktörlerin hem sosyal girişimler hem yatırımcılar nezdinde çeşitli bilgilendirme ve kapasite geliştirme çalışmaları oldu.

Mikado’nun liderliğini üstlendiği bir konsorsiyum oluşturan Ashoka Türkiye ve KUSIF, 2017’de 20’ye yakın sayıda sosyal girişimi yedi aylık bir sertifika programıyla yatırıma hazır hale getirmeye yönelik bir proje olan Yatırıma Hazır Sosyal Girişimler Projesini European Union Program for Employment and Social Innovation (EaSI) desteğiyle yürüttüler.

KUSIF’in liderliğini üstlendiği, UniCredit Foundation ve Vehbi Koç Vakfı tarafından desteklenen çok paydaşlı Change with Business Projesi ise sosyal girişimcilerin ekonomik sürdürülebilirliğini odak noktası alarak sosyal girişimlerin finansal mekanizmalara erişimine yönelik çalışmalar ile alana pek çok katkıda bulundu. Bu süreçte sosyal yatırım daha fazla konuşulur hale geldi. Mayıs ayında gerçekleşecek “Sosyal Etkinin Finansmanı” konferansında yeni finansman mekanizmaları oluşturma potansiyeli olan özel sektör, kamu, vakıflar, bankalar ve yatırımcılar bir araya gelecek. Sosyal yatırım konusunda daha fazla bilgilenmek isteyen herkese Türkiye’nin ilk “Sosyal Finansman Rehberi”ni okumalarını öneriyoruz.

Ashoka Türkiye, TEB Özel ile yaptığı kurumsal ortaklık kapsamında pek çok potansiyel sosyal yatırımcıya ulaştı. Impact Hub’ın düzenlediği bootcamp ve diğer programlarla pek çok sosyal girişimi ölçekli büyümeye hazırladı. Ashoka’nın yine TEB Özel sponsorluğunda Açık Açık ve Türetim Ekonomisi Derneği ile birlikte yürüttüğü, sosyal girişimler için hem şeffaflık hem de vitrin görevi görecek Açık Açık Sosyal Girişim online platformu ve sosyal yatırım fonu fizibilite çalışmaları ise 2018 bahar aylarında tamamlanacak.

Türkiye’de alandaki bu heyecan verici gelişmeler ve dünya trendleri göz önüne alındığında yakın gelecekte sosyal yatırım alanının gelişmesi ihtimali yüksek gözüküyor. Filantropik aktörler de Türkiye’deki yatırımcılar da herkes gibi değişen ihtiyaç ve anlayışlara göre kendilerini yenilemek durumundalar. Yatırımcılar yatırımlarının çevresel ve sosyal etkilerini giderek daha fazla dikkate alıyorlar. Filantropik kuruluşların ise hizmet verdikleri faydalanıcıların ihtiyaçlarına yönelik çözümler üretmek için finansal ve finansal olmayan yeni destekler geliştirmeleri gerekiyor.

Önerimiz, bu iki alanda yer alan aktörlerin işbirliği içinde sosyal yatırımları teşvik ederek alanı desteklemesi ve büyütmesi. Örneğin, filantropik kuruluşlar tarafından verilecek kısa vadeli finansal destekler yanında uzun vadeli finansal ve finansal olmayan destekler sosyal etki aktörlerinin ciddi anlamda kapasitelerini artırabilir ve daha etkili kurumlar olmalarını sağlayabilir. Türkiye’deki gibi henüz sosyal girişim hattının oluşmadığı bir yerde vakıflar, Adım 0 (Tasarla), 1 (Dene ve Yapılandır) ve 2 (Uygula/ispatla ve Geliştir) seviyesinde birçok sosyal girişime küçük hibe desteklerinde bulunarak bu hattın oluşmasına katkı sağlayabilir. Yatırımcılarla işbirliği yaparak sosyal girişimlerin uzun vadede sürdürülebilir olabilmeleri için girişimcilik filantropisi kapsamında altyapı oluşmasına yönelik projeleri destekleyebilir ve farklı sosyal yatırım mekanizmalarının oluşması için sosyal girişimcilerin Sosyal Finansman Rehberi’ndeki Adım 3 (Ölçeklendir) seviyesinde büyümelerini sağlayabilirler.

Yazıda sosyal girişim terimi, sosyal girişimler, sosyal fayda amaçlı girişimler, kooperatifler ve iktisadi faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşları gibi geniş bir yelpazeyi işaret ediyor. Yazarlar, kapsayıcı olmak ve Türkiye’de alanın çeşitliliğini vurgulamak adına sosyal yatırım olgusunu tek tip bir kurumsal yapıyla ilişkilendirmekten kaçındı.

www.degisimicinbagis.org kaynaklı haberimizi tüm okurlarımızın ilgi ve bilgisine sunuyoruz.

Not: Bu haberimizi beğendiyseniz bizi takibe alın, diğer haberlerimizi kaçırmayın; 
Kategori: Analiz / Yorum, Sosyal Girişimcilik, Yatırım
Print
HGS Akademi Eğitim & Danışmanlık

Yorum Ekle

Ad Soyad *
E-mail * (Gravatar resminiz görünecek)
Web
KalınYatayAltı ÇiziliAlıntı
  •   Yorum  
  •   Önizle  
Loading
     
Bizi takip edin; yeni haber ve paylaşımlarımızı kaçırmayın, rakiplerinizden bir adım önde olun;
Twitter Profilimiz
Facebook Sayfamız
Linkedin Profilimiz
Google + Sayfamız
RSS Kaynağımız