Ana Sayfa   |   Hakkımızda   |   Hizmetlerimiz   |   Arşiv   |   Bulut   |   Bülten Gönder   |   İletişim                       
 Girişim Haber
Türkiye'de 100 Yıldan Fazla Yaşamayı Başaran Firmalar - 2

Türkiye'de tarihi 100 yılı aşan firma sayısı da 100 yılı bulan firma sayısı da çok değil. Bir çok firma ikinci-üçüncü kuşaktan sonra yaşanan sorunların kurbanı oluyor.

Peki. binlerce şirketin yok olup gittiği bir süreçte ayakta kalan Türkiye firmaları hangileri?

1- Kaptanoğlu Denizcilik (1904)

Kaptanoglu Denizcilik'in hikayesi 1904 yılında Hacı İsmail Kaptaoğlu'nun babası Mehmet Kaptan'ın taşımacılık işlerine başlamasına kadar gider. Osmanlı'nın son dönemlerinde taşımacılık sektörü ağırlıklı olarak yabancı şirketlerin tahakkümünde idi.

Hacı İsmail Kaptanoğlu ise babasının gemilerinde kaptanlık yapıyordu. Karadeniz’in doğu sahilleri ile Poti ve Batum ile Trabzon arasında soğan patates götürüp, gazyağı şeker ve un getiriyorlardı.

İsmail Kaptanoğlu ve 5 kardeşi 1950'li yıllara kadar babaları ile birlikte çalıştı. Daha İstanbul'a geldiler. Önceleri guletleriyle İstanbul ve Mürefte Şarköy arasında üzüm taşıdılar. sonra her kardeş kendi şirketini kurdu.

Nil gemisi İsmail Kaptanoğlu’na kaldı. 1954 yılında 550 tonluk İsmail Kaptanoğlu gemisine, 1962 yılında ise meşhur Nusret Mayın gemisini alarak 600 tonluk başka bir gemiye sahip oldu. İsmail Kaptanoğlu bir yandan Hacı İsmail Kaptanoğlu müessesesinin temellerini atarken öte yandan da Türk denizcilik sektörünün önderlerinden birisi olarak bu sektördeki sivil toplum örgütlerinin kuruluşuna da öncülük etti. Gemi Armatörleri Kooperatifi’nin ve de Türk Armatörler Birliği’nin kurucularından olan Hacı İsmail Kaptanoğlu vefatına kadar da Gemi Armatörleri Kooperatifi’nin başkanlığını sürdürdü.

2- İbrahim Etem Ulagay İlaç Sanayi (1903)

Yüz yılı aşkın bir süre önce küçük bir tahlilhanede başlayan İbrahim Etem Ulagay İlaç Sanayii Türk A.Ş.’nin hikayesi aynı zamanda Türk İlaç Sektörünün endüstrileşme sürecine de ışık tutuyor. İE Ulagay, 1903 yılında tıbbi analizlerin yapıldığı küçük bir laboratuvar olarak kuruldu.

Başlangıçta tıbbi tahlillerin, kimyasal ve besin analizlerinin yürütüldüğü bu küçük laboratuvar, Gedikpaşa’da “Kimyager Doktor İbrahim Etem Laboratuvarı” adıyla faaliyetlerini sürdürdü.

1909 Türkiye’de ilk defa vitamin ve hormon preperatlarının üretilmesiyle laboratuvar "ilaç üretim tesisi” statüsü kazanmış oldu. 1924 yılında laboratuvarın adı “Doktor İbrahim Etem Kimyaevi” olarak değiştirildi ve üretim alanı Çemberlitaş’a taşındı.

1955 yılında faaliyetlerine halen devam ettiği Topkapı tesislerine taşındı ve bir Amerikan şirketi ile yapılan know-how anlaşması sayesinde yerli antibiyotik üretimine başlandı. 2001 yılında ise hisselerinin büyük çoğunluğu İtalya’nın en büyük ve Avrupa’nın en önemli ilaç şirketlerinden MENARINI Group tarafından satın alındı.

IE Ulagay, faaliyetlerine halen Türk-İtalyan ortaklığı şeklinde devam ediyor.

3- Arkas Holding (1902)

Gabriel J. B. Arcas tarafından 1902 yılında ithalatçı olarak İzmir'de kurulur. 1935 yılında vefatıyla birlikte Marsilya'da yaşayan oğlu Lucien Gabriel Arkas gelir ve görevi devralır.

1943 yılı şirket için önemli bir dönüm noktasıdır. Güçlü bir armatürlük şirketi sahibi olan Fretelli Spenco, Arkas'a acentesi olması için teklif götürür. Lucien Gabriel Arkas, 1944 yılında ise kendi adına bir deniz acenteliği kurar ve ilk gemi gelir. Ardından gemilerin sayısı artmaya başlar ve tren nakliyesi işine de girer.

Ülkenin her zamankinden daha fazla iş kollarına gereksinim duyduğu günlerde Arkas, üç tarafı denizlerle çevrili bu yarımadanın potansiyelini değerlendirmeye başlar.

Arkas'ın, Türkiye'den yüklediği gemiler önce Mısır'a doğru yol alır. Kısa bir süre sonra da tüm dünyaya açılır.ARKAS'ın gelişimi de halen Arkas Yönetim Kurulu Başkanı olan Lucien Arkas'ın, 1964 yılında Lucien Arkas Vapur Acenteliği'ni kurması ile hız kazanır. Dünya taşımacılık sektöründe başarıları ve güvenilirliğiyle tanınan armatörlere acentelik hizmeti veren bu şirket, Türk Taşımacılık Sektörü'nü uluslararası pazarda başarıyla temsil eder. Arkas, 1978 yılında Türkiye'den Avrupa'ya ilk konteyner yüklemesini yaparak ülkemizde bu taşımacılık sisteminin yerleşmesine öncülük eder.

4- Hamidiye Su (1902)

1898'de İstanbul'a kaliteli içme suyu sağlamak amacıyla II. Abdulhamit'in emriyle bir komisyon kurulur.

Yapılan projeye göre Kırkçeşme tesislerinin doğu kolu üzerinde ve Kemerburgaz'ın güneydoğusundaki Karakemer ve Kovukkemer civarındaki membalar 20 maslakta toplanır ve kirlenmelere engel olmak için maslaklara demir kapılar yapılarak kilitlenir.

Tesisin büyük bölümünün tamamlanması ise 1900 senesini bulur. Suyun verilmesi ve resmen kabulü 26 Mayıs 1902'de yapılır.

Bütün Osmanlı su tesislerinde sular pişmiş kilden yapılmış künk borular içerisinden isale edilirken ilk defa Hamidiye suyunda font borular kullanılır, sular bu borular içerisinden basınçlı akıtılarak vanalar ile şebekede manevra yapma imkanı sağlanır. Hamidiye Suyu, kurulduğu günden itibaren, çeşmeler vasıtasıyla İstanbul halkına ulaştırılıyordu. Ancak zaman içerisinde gerek şehrin büyümesi, gerekse sebillerin tahrip olmasıyla bu hizmetin, kurulduğu zamandaki gibi sokak sebillerinden yürütülmesi imkânsız hale geldi.

1979 yılından itibaren şişelenerek halka ulaştırılmaya başlandı. Tesis, bugün İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin bir iştirak şirketi olan Hamidiye Kaynak Suları A.Ş. tarafından işletiliyor.

5- Pandeli Restaurant (1901)

1901 yılında Pandeli Çobanoğlu tarafından kurulan Pandeli Restoran, 115 yıl faaliyet gösterdikten sonra geçtiğimiz yıl kapandı. Pandeli Mısır Çarşısı’nın hemen girişinde yer alıyordu.

Pandeli 115 yıllık tarih yolculuğunda birçok ünlü ismi ağırlamıştı. Mustafa Kemal Atatürk Kolağası olduğu zamanlarda en çok Pandeli’ye gelirmiş. Celal Bayar, Kraliçe II.Elizabeth, İspanya Kralı Juan Carlos ve Kraliçe Sofia, Robert McNamara, Robert De Niro, Tony Curtis gibi isimler de Pandeli’ye gelenler arasında.

Hatta Pandeli’nin duvarlarında Audrey Hepburn’ün fotoğrafları da bulunuyordu.

6- Emgen Optik (1901)

Eczacı Salih Necati Emgen'in 1901'da Üsküdar Meydanı'nda ilk Eczanesini açmasıyla Emgen Optik dünyaya geldi. Fenni Gözlük satışı, o dönemde henüz Gözlükçülük kanunu çıkmadığından, yüksek okul mezunları olan eczacılara bırakılmıştı.

Bu durum Cumhuriyet döneminde 1939 yılında çıkan Gözlükçülük Kanunu'na kadar devam etti.

Eczacı Salih Necati, cumhuriyetin kuruluş yıllarında Sirkeci'deki yeni yerine geçerek, Gözlükçü-Eczacı olarak bu sektörde isim yapmaya başladı. Soyadı Kanunu'nun çıkmasıyla, Orta Asya Türk Dillerinde "İlaç yapan, Şifa veren" anlamına gelen "EMGEN" ismini seçti.

Firmanın gözlük işine ağırlık vermesi 1925 yılından sonra başlar. Salih Necati Emgen'in 1948 yılında vefatından sonra oğlu Rahmi Emgen, kendiside Eczacı olmasına rağmen yalnız Gözlükçülük üzerine yoğunlaşarak, 1948 de, halen aynı yerde faaliyet gösteren, Beyoğlu İstiklal caddesindeki mağazayı açtı. Firma, 1978'den beri Çetin Emgen idaresinde faaliyet gösteriyor.

7- Sırmakeş Su (1900)

1900'lü yılların başında Tanzimat Dönemi'nin ünlü romancı ve gazetecilerinden Ahmet Mithat Efendi kendi arazisi olan Beykoz Dereseki Köyü'ndeki özel Müezzinoğlu ormanlarından çıkan suya Sırmakeş adını koyar ve Sırmakeş Su doğar.

Günümüzde Sırmakeş Su, Sapanca Kartepe'den temin ediliyor. Tulumbaları, küpleri, cam şişeleri gören Sırmakeş bugün de faaliyetlerine farklı ambalajlarla devam ediyor.

8- Alevli AŞ Yuda Levi (1898)

1870’li yıllarda Kehribarcıların üç kardeşi ile Yuda Levi’nin üç kardeşi ile birlikte Juda Levy Freres et Fils adlı bir zücaciye şirketi kurdular.

Şirketin ortaklarından Davit Levi kuzeni ile birlikte Rıfat Kehribar ve Davit Levi adi ortaklık kurup aynı adreste işe devam ettiler. 1942 yılında Davit Levi emekli olunca oğlu Şabat Levi babasının işine devam eder. Ve şirketin adı Rıfat Kehribar ve Şabat Levi’ye döner.

1957 yılında Rıfat Kehribar ortaklıktan ayrılır ve aynı adreste Alevli Zücaciye Şabat Levi ve Hayim Levi Kolektif şirketi kurulur ve iki kardeş devam ederler. 1977’den bu yana da kolektif şirket Alevli Zücaciye Tic. A.Ş. olarak aynı adreste devam ediyor.

9- Konyalı Lokantası Ahmet Doyuran (1897)

KONYA'nın Doğanbey ilçesinden 1895 yılında çıkan büyük dede Hacı Ahmet Doyuran 1897'de dört masa ve 16 sandalye ile Sirkeci'de 'Konya Lezzet Lokantası' adıyla mütevazı bir aşçı dükkanı açar.

Bir süre sonra lokantayı damadı Mustafa Doğanbey'e devreder.

Konyalı'nın şöhreti 1940'lardan sonra Nurettin Doğanbey'in çabalarıyla Türkiye'ye yayılır. Yerli yabancı devlet adamlarının, kral ve kraliçelerin, sanatçıların uğrak yeri olur.

Bugün, Doğanbey Ailesi'nin dördüncü kuşağından Mehmet Eren Doğanbey tarafından işletilmektedir.

10- Tarihi Sarıyer Börekçisi (1895)

Tarihi Sarıyer Börek'in geçmişi 1895 yılına kadar dayanıyor. Osmanlı Devleti’nin kıtlık dönemlerine denk gelen 1890’lı yıllarda kurulan Sarıyer Börekçisi Türkiye’nin en eski aile şirketlerinin başında geliyordu. Üstüne pudra şekeri dökülerek ortaya çıkan Sarıyer Böreği’nin yaratıcıları yüz yılı aşkın bir süredir aile şirketi özelliğini korumayı başardı. Ancak tarihi börekçinin aile şirketi olma özelliği dördüncü kuşakta son buldu.

Ailenin son temsilcisi Hüseyin Ondur, şirket borç batağına sürüklenince Sarıyer Börekçisi’ni Cihangir Uzun’a sattı. Ancak Sarıyer Börekçisi isminin daha sonra başka kişilere satıldığı anlaşıldı. Olay yargıya taşındı, isim Uzun tarafından geri alındı. (Kaynak: sarıyergazetesi.com)

Hürriyet kaynaklı haberimizi tüm okurlarımızın ilgi ve bilgisine sunuyoruz.

Not: Bu haberimizi beğendiyseniz bizi takibe alın, diğer haberlerimizi kaçırmayın; 
Kategori: Aile Şirketleri, Başarı Hikayeleri, Girişimci Rehberi, Ulusal, Girişimcilik Hikayeleri
HGS Akademi Eğitim & Danışmanlık

Yorum Ekle

Ad Soyad *
E-mail * (Gravatar resminiz görünecek)
Web
KalınYatayAltı ÇiziliAlıntı
  •   Yorum  
  •   Önizle  
Loading
     
Bizi takip edin; yeni haber ve paylaşımlarımızı kaçırmayın, rakiplerinizden bir adım önde olun;
Twitter Profilimiz
Facebook Sayfamız
Linkedin Profilimiz
Google + Sayfamız
RSS Kaynağımız