Ana Sayfa   |   Hakkımızda   |   Arşiv   |   Bulut   |   Bülten Gönderin   |   İletişim                    
KOBİ ve Aile Şirketlerinde Kurumsallaşmanın Önemi

Günümüzde her işletmenin amacı piyasa değerini yükseltmek olmalıdır. Piyasa değerini yükseltmek için de firmanın büyümesi ve büyüme potansiyelinin olması gereklidir. Nitekim borsadaki yatırımcıların büyüme potansiyeli olan firmalara daha fazla piyasa değeri biçtiğini gözlemlemekteyiz.

Uygulamada bazı KOBİ’lerimizin yeni yatırım yapmayarak riski büyütmemeye ya da kaliteyi muhafaza etmek düşüncesi ile büyümekten ziyade var olanı korumaya yönelik hareket ettiklerini görmekteyiz. Bu düşünce, kriz dönemlerinde bir dereceye kadar firmanın kendini korumasına yardımcı olsa da, uzun vadede çok temkinli yaklaşım büyüme fırsatlarından yararlanamamaya ve firmanın pazar payını yitirmesine sebep olabilmektedir. KOBİ’lerimizin sağlıklı büyüyebilmesi için, özellikle orta ölçekli işletme haline geldiğinde, kurumsallaşması gerekmektedir.

Kurumsallaşma, işletmenin bir sistem haline gelmesidir. Şirketin kuralları, standartları, prosedürleri, kendisine özgü değerleri, iş yapma usul ve yöntemleri, çalışma biçimleri olması ve kişilerden bağımsız kalması, yetki ve sorumlulukların dağıtılması, profesyonel bir yönetime geçilmesi, aile ve iş ilişkilerinin birbirinden ayrılması demektir.

Türkiye’deki işletmelerin maalesef büyük bir kısmı sistemli, planlı bir yapı ile kurulmazlar. Bunların çoğu da aile şirketleridir. Belirli bir büyüklüğe kadar kurucu ve çevresindeki az sayıda çalışanı ile hızlı ilerleyen işletmeler, büyüdükçe daha büyük sorunlarla karşılaşırlar kurucuya bağlı olarak hayatını sürdüren işletme, ondan uzaklaştığında veya onu kaybettiğinde krize girer. Bir kısmı da krizden çıkamaz ve hayatı sona erer. Aile işletmelerinde kurumsallaşmanın gerçekleşmesi için hem aile ilişkilerinin hem de yönetimin kurumsallaşması gerekiyor.

Kurumsal bir firmada sistem, bireylere bağlı kalmadan kendi kendine yürür. Yani müdürün izne ayrıldığı bir haftada işler Arap saçına dönmez yada bir ustanın hastalandığı gün, işlerin yetiştirilememesi gibi bir durum olmaz. Herkesin işi bellidir ve sorun yaratabilecek durumların alternatifi vardır. Önemli olan iştir, görevdir. İşe göre eleman alınır, elemana göre iş yaratmaya çalışılmaz. Böyle bir firmada müdürler hatayı önce sistemde ararlar.

Kurumsallaşmak sadece kaliteyi korumak olarak algılanmamalı, kaliteyi büyürken de devam ettirmek olarak görülmelidir. Kaliteyi, büyümeyerek korumak kolaycı bir yaklaşımdır. Gerçek anlamda kurumsallaşmak, kaliteyi büyüme ile bütünleştirmekten geçmektedir. Girişimcilerimizce kurulan KOBİ’lerin ömrünün çok az olması ve genellikle aile işletmesi olarak kurulan bu işletmelerin 2. ya da 3. kuşağa geçme oranının % 20 – 30 arasında bulunması kurumsallaşamamakla alakalı bir sorundur. Bu sorun girişimcilerin belli bir aşamadan sonra profesyonel yöneticilere yönetim işlevini kısmen veya gerekiyorsa tamamına yakınını devretmemesinden ve kurumsallaşmayı ihmal etmesinden kaynaklanmaktadır.

İşletmelerin gelişmesi, uzun ömürlü olması ve kuşaktan kuşağa geçmesi için, kurumsallaşma zorunludur. Kurumsallaşmanın olmayışı şirketlerin ikinci kuşaktan sonra ömrünü tamamlamalarına neden oluyor. Türkiye’de özellikle aile şirketleri, ikinci kuşakta çözülüp dağılmaya başlıyorlar ve bu şirketlerin sadece % 2’si üçüncü kuşağa geçebiliyor. “Aile işletmelerini birinci nesil kurar, ikinci nesil miras alır ve durumu idare eder, üçüncü nesil ise bitirir.

Dünyada çok güzel kurumsallaşma örnekleri vardır: Japon Kongo Gumi inşaat şirketi, 1434 yıl önce 578 yılında kurulmuştur ve bugün 40. kuşak iş başındadır. Yine Japon Hoshi şirketi 718 yılında kurulmuş olup, bugün 46. kuşak şirketin başındadır. Şarap bağcılığı ile uğraşan Fransız Chateau de Goulaine şirketi 1000 yılında, zeytinyağı üreten İtalyan Barone Ricasoli şirketi 1114 yılında kurulmuştur. Listeyi bu şekilde uzatabiliriz. Fakat nasıl  oluyorda bu firmalar bunca zaman ayakta kalabiliyorlar buna bakmak lazım. Bu şirketlerin ortak özellikleri kurumsallaşabilmeleridir.

Sonuç olarak, KOBİ’lerimizin giderek zorlaşan şartlarda rekabet edebilmek küresel rekabete karşı koyabilmesi için sağlıklı büyümesi, bunun için de kurumsallaşması, kurumsal altyapısını iyileştirmesi gerekmektedir.

Özellikle aile ve patron şirketlerinde yeniden yapılanma ve kurumsallaşma, uluslararası rekabet ortamında ayakta kalabilmek ve yaşayabilmek için çok önemlidir. Bunun için  aile işletmelerinde kurumsallaşmanın hem aile ilişkilerinin hem de yönetimin kurumsallaşması ile başlaması gerekir.

Not: Bu haberimizi beğendiyseniz bizi takibe alın, diğer haberlerimizi kaçırmayın; 
Kategori: Analiz / Yorum, Girişimci Rehberi, Girişimcilik Ekosistemi, Kobiler İçin
Print
Yazar Nevzat Erdağ Hakkında

Eğitimci, Yazar, Yönetim Danışmanı, Mali Müşavir ve Bağımsız Denetçi olan Nevzat Erdağ; çeşitli firmalarda üst düzey yöneticilik yaptı, vergi ve sosyal güvenlik alanında kamuda birçok çalışmalarda bulundu. Erdağ, vergi ve sosyal güvenlik alanında birçok kuruma danışmanlık ve eğitimler vermekte olup, farklı sektörlerdeki firmaların Mali & Sosyal Güvenlik Danışmanlığı’nı ve Yönetim Danışmanlığı’nı yapmaktadır.

Yorum Ekle

Ad Soyad *
E-mail * (Gravatar resminiz görünecek)
Web
KalınYatayAltı ÇiziliAlıntı
  •   Yorum  
  •   Önizle  
Loading
     
Bizi takip edin; yeni haber ve paylaşımlarımızı kaçırmayın, rakiplerinizden bir adım önde olun;
Twitter Profilimiz
Facebook Sayfamız
Linkedin Profilimiz
Google + Sayfamız
RSS Kaynağımız